Hindinin yılbaşı sofralarıyla özdeşleşmesi, köken olarak Amerika kıtasındaki Şükran Günü ve Noel sofralarına dayanıyor. Avrupa’ya oradan da Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyet yılları boyunca kent yaşamına giren yılbaşı kutlama kültürü ile birlikte, hindi yemeği de yeni yıl sofralarının sembollerinden biri haline geldi. Özellikle büyük sofrayı, bereketi ve paylaşımı temsil ettiği için tercih edildiği ifade ediliyor.
Bizim bölgemizde hindi, daha çok 1950’lerden sonra yaygınlaşan modern yılbaşı kutlamalarıyla birlikte mutfak kültürüne girdi. Otel, restoran ve şehirli ev sofralarında başlangıçta “batı tarzı yılbaşı menüsü” olarak yer alan hindi, zamanla yerel damak tadına uyarlanarak farklı iç pilavlar ve yöresel garnitürlerle hazırlanır hale geldi. Böylece yalnızca bir yemek değil, yılbaşı gecesinin hikâyesine eşlik eden bir gelenek olarak kabul gördü.
Hindinin yılbaşıyla özdeşleşmesinin arka planında, bol kişilik aile sofralarına uygun oluşu ve “ziyafet yemeği” olarak görülmesi de önemli rol oynuyor. Büyük ve bütün pişirilen bir hindi, sofrada birliktelik ve paylaşım duygusunu simgeleyen bir yemek olarak anlatılıyor.
Klasik fırında hindi tarifi
Temizlenmiş bütün hindi, pişirmeden önce bir gece boyunca tuz, limon suyu, zeytinyağı, sarımsak ve isteğe göre yoğurtla hazırlanan sos içinde dinlendiriliyor. Ertesi gün, iç pilav için pirinç, soğan, kuş üzümü, dolmalık fıstık, tarçın ve karabiberle kavrularak hazırlanan iç harç, hindinin içine dolduruluyor. Dış yüzeyi tereyağı ve zeytinyağı ile yağlanan hindi, alüminyum folyo ile kapatılarak fırında uzun sürede ve kısık ısıda pişiriliyor. Son aşamada folyo açılarak üst kısmının kızarması sağlanıyor. Yanında patates, sebze veya salatayla servis ediliyor.
Bugün hindi, bazı aileler için vazgeçilmez bir yılbaşı geleneği, bazıları içinse yalnızca özel gün yemeği olarak görülse de, yeni yıl gecesinin hikâyesinde yerini almayı sürdürüyor.




