Buna rağmen kamuda görevli birçok kişinin bu ehliyetlerle direksiyon başında olduğu iddiaları yıllardır konuşuluyor. Ve kimse çıkıp net bir açıklama yapmıyor.
Bu ülkede yasa kime işliyor?
Hakkı olmayan birine mesleki sürüş izni nasıl veriliyor? Kim imzalıyor? Kim onaylıyor? Hangi gerekçeyle göz yumuluyor?
Toplu taşımada kaos büyürken, denetim yapmakla yükümlü birimler neden susuyor? Şikâyetler neden raflarda bekliyor? Medyaya yansıyan iddialar neden sonuçsuz kalıyor? Bu sessizlik sıradan bir ihmal mi, yoksa bilinçli bir tercih mi?
Eğer bir kamu çalışanı yasaya rağmen taşımacılık yapıyorsa, bu sadece bir “usulsüzlük” değildir. Bu açık bir ayrıcalıktır. Bu, hakkıyla çalışan esnafın ekmeğine müdahaledir. Bu, kurallara uyan insanların cezalandırılmasıdır.
Daha vahimi şu: Trafik denetiminden sorumlu olanların bu düzeni görmemesi mümkün mü? Görüp de işlem yapmamak ne anlama geliyor? İddia edildiği gibi taşımacılık ağlarıyla iç içe ilişkiler mi var? Kayırma mı var? Rant mı var? Rüşvet mi var?
Bu sorular ağır. Ama cevapsız bırakıldıkça daha da ağırlaşıyor.
Kamu taşımacılığı kamu güvenliğidir. Direksiyon başındaki kişinin statüsü, yetkisi ve hukuki durumu nettir olmak zorundadır. Yasayı uygulamamak, suistimale kapı açmaktır. Denetimsizlik, kural tanımazlığı büyütür.
Bugün “idare ediliyor” denilen her şey yarın daha büyük bir krize dönüşür. Çünkü adaletsizlik bulaşıcıdır. Birine tanınan ayrıcalık, sisteme olan güveni kemirir.
Soruyoruz ve cevabını istiyoruz:
Bu T izinleri kimlere, hangi kriterle veriliyor?
Yasa varken neden uygulanmıyor?
Denetim görevini yapmayanlar hakkında neden işlem yapılmıyor?
Taşımacılık kaosu ne zaman bitecek?
Bu tablo tesadüf değilse, sorumluları kim?
Suskunluk çözüm değildir.
Görmezden gelmek yönetmek değildir.
Yasayı eğip bükmek kamu hizmeti değildir.
Toplum cevap bekliyor.
Yoldan geçen yurttaş adına.
Hakkıyla çalışan şoför adına.
Bu ülkede hâlâ hukuka inanan herkes adına.




