Beş dönemdir görev yapan ve köydeki hemen her ihtiyaca koşan bir muhtarın bu noktaya gelmiş olması, ortada ciddi bir yönetim ve adalet sorunu bulunduğunu açıkça gösteriyor.
Aytürk’ün ifadeleri, görev süresi boyunca okuldan kültür salonuna, derneklerden resmi işlemlere kadar birçok alanda hiçbir destek almadan, tamamen sorumluluk bilinciyle hareket ettiğini ortaya koyuyor. Kültür salonunun kirasını dahi kendi çabasıyla ödeyen bir muhtarın, sağlık sorunları nedeniyle geciken tek bir ödeme sonrası 15 gün içinde tahliye uyarısı alması, kamu vicdanında kabul görmüyor.
Asıl dikkat çeken nokta ise köyden olmayan kişilere mandıra yerleri verilmesi, ikametgah işlemlerinde muhtarın devre dışı bırakılması ve kırsal gençlik arsalarının akıbetine ilişkin iddialar. Köy halkının hakkı olan alanların kimlere, hangi gerekçelerle verildiği sorusu artık yüksek sesle soruluyor.
Bir muhtarın, köyünün hakkını savunduğu için bu kadar açık bir şekilde konuşmak zorunda kalması, sistemdeki aksaklıkların en net göstergesi olarak görülüyor. Devlet imkanlarının adil ve şeffaf kullanılmadığı yönündeki eleştiriler, yalnızca Aytürk’ün değil, Mormenekçe halkının ortak sesi olarak yorumlanıyor.
Yetkililerin bu çağrıyı görmezden gelmesi artık mümkün değil. Mormenekşe’de yaşananlar, kırsal bölgelerde kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına dair ciddi soru işaretleri yaratıyor. Bu sorular yanıt bulana kadar Mormenekşe Muhtarı’nın dile getirdiği talepler kamuoyu nezdinde karşılık bulmaya devam edecek.




