Lefkoşa merkezli Simerini gazetesine dayandırılan iddialarda, sistemin radar ve komuta unsurlarıyla entegre biçimde çalışarak Türkiye’nin bölgedeki hava savunma kapasitesini güçlendirebileceği savunuldu.
Haberde, HİSAR sistemlerinin Türkiye’nin “Çelik Kubbe” olarak adlandırılan katmanlı hava savunma konseptinin önemli parçalarından biri olduğu ifade edildi. KORKUT hava savunma sistemlerinin ardından HİSAR-A’nın da adada görüldüğü ileri sürülürken, özellikle Girne çevresindeki bazı hareketliliklerin bu kapsamda değerlendirildiği aktarıldı.
Simerini, HİSAR sistemlerinin ağ merkezli bir komuta ve kontrol yapısıyla çalıştığını iddia etti. Haberde, radarlar, sensörler ve hava savunma unsurlarının tek bir ağ altında birleştirildiği, bu sayede hava tehditlerinin anlık olarak analiz edilerek uygun savunma sisteminin devreye sokulabildiği öne sürüldü.
Teknik kapasiteye ilişkin değerlendirmelerde, sistemin yaklaşık 120 kilometrelik bir alanı kapsayabilen radar yeteneğine sahip olduğu iddia edildi. Füze menzilinin modele göre 15 ila 40 kilometre arasında değiştiği belirtilirken, konuşlandırmanın üsler, limanlar, havaalanları ve kritik askeri noktaların korunmasına yönelik olduğu savunuldu. Haberde ayrıca Gönyeli bölgesinde konuşlu radarlar ile bazı elektronik harp unsurlarının da aynı savunma ağı içinde yer aldığı ileri sürüldü.
Rum basını, bu yapıların Türkiye’ye bölgede elektronik ve askeri üstünlük sağladığını iddia ederken, Yunan hava unsurları açısından da risk oluşturabileceğini yazdı. Özellikle Yunan Hava Kuvvetleri envanterindeki bazı helikopterlerin menzil ve kabiliyet açısından dezavantajlı duruma düşebileceği, bunun da operasyonel hareket alanını sınırlayabileceği değerlendirmesi yapıldı.
Simerini’de yer alan yorumlarda, Türkiye’nin entegre hava savunma ve elektronik harp altyapısının Doğu Akdeniz’deki caydırıcılığını artırdığı öne sürüldü. Bu gelişmenin Kıbrıs’taki askeri dengeler üzerinde etkili olabileceği ve güvenlik tartışmalarını yeniden alevlendirebileceği ifade edildi.




