Karara ilişkin olarak yapılan değerlendirmede, Ada’daki egemen eşit iki halktan biri olan Kıbrıs Türk tarafının rızasının bir kez daha alınmamasının Birleşmiş Milletler’in yerleşik uygulama ve ilkeleriyle bağdaşmadığı vurgulandı. Barış Gücü’nün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti topraklarındaki faaliyetlerini, KKTC makamlarının iyi niyetli yaklaşımı sayesinde sürdürebildiğine dikkat çekildi.
Açıklamada, söz konusu faaliyetlerin devamı için hukuki bir zeminin en kısa sürede oluşturulmasının gerekli olduğu belirtilerek, bunun gerçekleşmemesi halinde KKTC makamlarının atacağı adımların Türkiye’nin desteğine sahip olacağı ifade edildi.
Kararda, Ara Bölge’deki Pile köyünde yaşayan Kıbrıslı Türklerin KKTC’ye doğrudan ulaşımını amaçlayan Yiğitler-Pile yolu projesine tarafsızlıktan uzak bir dille atıf yapıldığı belirtildi. Buna karşın, Rum tarafının Ara Bölge’de gerçekleştirdiği ve Barış Gücü tarafından göz yumulduğu ifade edilen çeşitli faaliyetlere kararda yer verilmemesi eleştirildi.
Açıklamada, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin egemenliğinin Ada’nın kuzeyini ve Ara Bölge’yi kapsamadığına dikkat çekilerek, Ada’da yarım asırdır barışı sağlayan unsurun Birleşmiş Milletler Barış Gücü değil, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin varlığı ve Türkiye’nin etkin garantisi olduğu vurgulandı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarında, geçmişte defalarca denenmiş ve başarısız olmuş çözüm yöntemlerine atıfta bulunulmasının, çözüm çabalarına katkı sağlamadığı kaydedildi. Konsey, Ada’daki iki tarafa eşit muamele etmeye ve çözüm için daha samimi bir yaklaşım sergilemeye davet edildi.
Kıbrıs meselesinde en gerçekçi çözümün, Ada’daki iki devletin bir arada var olması olduğu ifade edilerek, uluslararası topluma Kıbrıslı Türklerin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünü kabul etme çağrısı yapıldı.





