Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelindeki duruşunu sürdüreceğini vurgulayan Üstel, Kıbrıs Türk halkının iradesini yok sayan ve taraflı yaklaşımlar içeren raporları kabul etmediklerini belirtti.

Raporda yer alan değerlendirmeleri eleştiren Üstel, Türkiye’nin Kıbrıs Türklerine yönelik desteğinin bir müdahale değil, garantörlük sorumluluğunun doğal bir sonucu olduğunu ifade etti. Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının iradesine müdahale ettiği yönündeki imaların ise tarihi gerçeklerle örtüşmediğini söyledi.

Kıbrıs Türk halkının kendi devletine, demokratik kurumlarına ve özgür iradesine sahip olduğunu belirten Üstel, halkın seçimlerini özgürce yaptığını ve demokratik haklarını baskı altında kalmadan kullandığını kaydetti.

Raporda Kıbrıs Türk halkının “toplum” olarak nitelendirilmesini de eleştiren Üstel, bu yaklaşımın halkın siyasi iradesini görmezden geldiğini ifade etti. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin girişimlerine yapılan atıfların da Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitlik temelindeki duruşunu yok saydığını belirtti.

Ara bölge, Birleşmiş Milletler Barış Gücü ve Türkiye’ye yönelik değerlendirmelerin tek taraflı olduğunu vurgulayan Üstel, bu durumun raporun tarafsızlığına gölge düşürdüğünü ifade etti. Pile’de yürütülen projeler ve sahadaki uygulamalarda Kıbrıs Türk tarafının hak ve ihtiyaçlarının dikkate alınmadığını söyledi.

Türkiye’ye asker çekme çağrılarının ve “işgal” söyleminin Kıbrıs Türk halkının geçmişte yaşadığı saldırıları ve güvenlik ihtiyaçlarını görmezden geldiğini belirten Üstel, güvenlik konusunun tartışmaya açık olmadığını vurguladı.

Girne’de kumarhanede unutulan telefon çalındı
Girne’de kumarhanede unutulan telefon çalındı
İçeriği Görüntüle

Maraş konusundaki değerlendirmeleri de eleştiren Üstel, sürecin mülkiyet haklarına saygı temelinde ve uluslararası hukuk çerçevesinde yürütüldüğünü ifade etti. Bu sürecin “trajedi istismarı” olarak nitelendirilmesini kabul edilemez bulduğunu kaydetti.

Avrupa Birliği’nin geçmişteki tutumunun bugünkü tablonun oluşmasında etkili olduğunu belirten Üstel, Annan Planı sürecinde Rum tarafının çözümü reddetmesine rağmen Avrupa Birliği’ne kabul edilmesinin dengeleri bozduğunu ifade etti.

Üstel, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemen eşitlik temelindeki duruşunu kararlılıkla sürdüreceğini yineleyerek, Kıbrıs Türk halkının iradesini yok sayan raporların kabul edilmeyeceğini bir kez daha vurguladı.