Aynı koşullarda bulunan kişiler arasında yaratılan bu eşitsizlik algısı, rant, kayırmacılık ve şeffaflık tartışmalarını daha da derinleştiriyor.
Yıllarca altyapı hizmetlerinden yoksun bırakıldığı öne sürülen işletmeler ve kullanıcılar zor şartlarda ayakta kalmaya çalışırken, Eziç Restaurant ve aynı bölgedeki bazı tesislere kısa süre içerisinde yol, su ve elektrik sağlanması kamuoyunda tepkiye neden oldu. Buna paralel olarak Ötüken ormanları çevresindeki uygulamalar da, kamu arazilerinin kimlere ve hangi yöntemlerle kullandırıldığına ilişkin soru işaretlerini büyüttü.
Bölge sakinleri, küçük parseller satın alarak karavan kuran vatandaşların kaymakamlık ve polis müdahalesiyle bölgeden çıkarıldığını, buna karşın belirli işletmelere özel kolaylıklar tanındığını ileri sürüyor. Su, elektrik ve yol bağlantılarının hangi karar ve yasal dayanaklara göre yapıldığı, bu hizmetlerin bedellerinin kimler tarafından ve nasıl ödendiği konusunda ise halen şeffaf bir açıklama yapılmadığı belirtiliyor.
Kamuya ait orman ve kıyı alanlarının “kamu yararı” gerekçesiyle belirli kişi ve şirketlerin kullanımına açıldığı iddiaları, bölgede adalet duygusunu zedeleyen temel başlık olarak öne çıkıyor. Vatandaşlar, kamu yararı adı altında atılan adımların gerçekte kimin yararına olduğunun sorgulanması gerektiğini vurguluyor.
Altyapı hizmetlerinin hangi ihale süreçleriyle gerçekleştirildiği, kararların hangi kurumlar tarafından nasıl alındığı ve kamu kaynaklarının kimler lehine kullanıldığı konusunda yetkililerin suskun kalması ise güvensizliği derinleştiriyor. Sorular açık: Kimlere ayrıcalık tanındı, hangi kamu arazileri kimlere verildi, altyapı hizmetleri kimin parasıyla ve hangi kararlarla sağlandı?
Topuz Gazetesi, bölgede alınan kararların gerçekten kamu yararına olup olmadığının sorgulanmaya devam edeceğini ve kamuoyunun yanıt beklediği soruların takipçisi olacağını kamuoyuna duyurur.




