ABD tarihinin en büyük sağlık dolandırıcılığı dosyalarından biriyle bağlantılı olarak aranan İbrahim Khaldoon Hilmi’nin yaklaşık bir yıldır KKTC’de yaşadığı ortaya çıktı.
Irak asıllı ABD vatandaşı olduğu belirtilen Hilmi’nin, ABD’de Medicare sistemi üzerinden 3,7 milyar dolarlık dolandırıcılık planı kurmakla suçlandığı bildirildi. FBI Direktörü Kash Patel, Hilmi’nin Mayıs 2025’ten bu yana firari olduğunu ve Türkiye’deki yetkililerle yürütülen ortak süreç sonucunda ABD’ye teslim edildiğini açıkladı.
Yerel basına yansıyan bilgilere göre Hilmi’nin bir süredir KKTC’de, özellikle Çatalköy bölgesinde bulunduğu ileri sürüldü. Bakanlar Kurulu’nun 16 Haziran tarihli kararıyla “yasaklı göçmen” ilan edilen Hilmi’nin, KKTC’den çıkarılarak Türkiye üzerinden ABD’ye gönderildiği aktarıldı.
ABD Adalet Bakanlığı dosyasında Hilmi’nin, Florida merkezli sağlık şirketleriyle bağlantılı olarak sağlık hizmetleri dolandırıcılığı, elektronik dolandırıcılık, kara para aklama ve suç örgütü faaliyetleri kapsamında suçlamalarla karşı karşıya olduğu belirtiliyor. İddialara göre Medicare sistemine, hiç teslim edilmeyen ya da ihtiyaç duyulmayan tıbbi malzemeler için milyarlarca dolarlık sahte fatura düzenlendi.
Ancak olayın KKTC boyutu, en az ABD’deki dosya kadar ciddi soruları beraberinde getiriyor.
Kamuoyu şimdi şu soruların yanıtını bekliyor: Böyle büyük bir uluslararası dolandırıcılık dosyasında aranan bir kişi KKTC’de yaklaşık bir yıl hangi statüyle kaldı? Ülkeye nasıl giriş yaptı? İkamet izni var mıydı? Kimlerle temas kurdu? Güvenlik ve muhaceret birimleri bu ismi ne zaman tespit etti?
Daha da önemlisi, kamuoyunda dile getirilen “Bu kişi İçişleri Bakanı Dursun Oğuz’un makamında ağırlandı mı?” iddiası da açıklığa kavuşturulmalıdır. Eğer böyle bir görüşme olmadıysa bu net şekilde yalanlanmalı; olduysa hangi gerekçeyle, hangi sıfatla ve hangi kayıtlar altında gerçekleştiği açıklanmalıdır.
Bu mesele yalnızca bir firarinin ülkeden çıkarılmasıyla kapatılamaz. KKTC’nin uluslararası suç ağları için güvenli bir geçiş ya da saklanma noktası gibi algılanmasına neden olacak her boşluk, devlet ciddiyeti açısından büyük bir risk oluşturur.
Şimdi İçişleri Bakanlığı, muhaceret birimleri ve güvenlik makamları kamuoyuna açık, net ve belgeli bir açıklama yapmak zorundadır.
Çünkü soru çok basit: ABD’nin milyarlarca dolarlık dolandırıcılık dosyasında aradığı bir firari, KKTC’de bir yıl boyunca nasıl barınabildi?





