Üstel, çatışmaların artık iki ülke arasında sınırlı bir askeri süreç olmaktan çıktığını, doğrudan ya da dolaylı biçimde altı farklı ülkedeki milyonlarca insanı etkileyen geniş çaplı bir risk alanı oluşturduğunu ifade etti. Savaşların en ağır bedelini her zaman sivillerin ödediğine dikkat çeken Üstel, insan ölümleri, zorunlu göçler ve insani dramların modern çatışmaların acı gerçeği olduğunu vurguladı.
Ortadoğu’yu içine çekebilecek daha büyük bir bölgesel savaş riskine işaret eden Üstel, böyle bir senaryonun kazananı olmayacağını söyledi. Bu noktada Recep Tayyip Erdoğan ile Hakan Fidan’ın yürüttüğü diplomatik girişimlerin önemine değinen Üstel, Türkiye’nin dengeli ve sağduyulu yaklaşımının kritik olduğunu belirtti.
Kıbrıs adasının jeopolitik hesaplaşmaların parçası olmaması gerektiğini kaydeden Üstel, Güney Kıbrıs’ın liman, havaalanı veya askeri altyapısını savaşın bir unsuru haline getirecek adımlarının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni doğrudan risk altına sokabileceğini dile getirdi.
Toplantıda modern savaşın dijital boyutunun da ele alındığını aktaran Üstel, internet altyapılarına yönelik saldırılar ve dijital sistemlerin hedef alınmasının yeni nesil çatışmaların bir parçası haline geldiğini söyledi. Dijital egemenliğin ulusal güvenliğin ayrılmaz bir unsuru olduğuna dikkat çekerek, Türkiye ile yürütülen stratejik dijital altyapı projelerinin öneminin bir kez daha ortaya çıktığını ifade etti.
Bakanlar Kurulu’nda ayrıca insani kriz ihtimali, ekonomik dalgalanmalar ve enerji arz güvenliği gibi başlıkların kapsamlı biçimde değerlendirildiğini belirten Üstel, ilgili bakanlıkların gerekli çalışmaları başlattığını ve tüm kurumların koordinasyon içinde hareket ettiğini açıkladı. Güvenlik birimlerinin risk analizlerini sürdürdüğünü kaydeden Üstel, her türlü senaryoya karşı tedbirlerin alındığını ve gerekirse yeniden toplanarak ilave kararlar alınacağını ifade etti.
Savaş bölgelerinde mağduriyet yaşayan vatandaşlara destek sağlanması için Dışişleri Bakanlığı’nın görevlendirildiğini belirten Üstel, açıklamasını “Biz barıştan, istikrardan ve uluslararası hukuktan yanayız. Silahlar susmalı, diplomasi konuşmalıdır” sözleriyle tamamladı.





