İddiaya göre aileler büyük maddi fedakârlıklarla çocuklarını Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne okumaya gönderdi. Ancak öğrencilerin bir kısmının okul tarafından resmi kayda geçirilmediği, muaceret işlemlerinin başlatılmadığı ve ülkede “kaçak” durumuna düşürüldüğü öne sürüldü. Bu nedenle bazı öğrencilerin sınır dışı edildiği belirtiliyor.
Yaşananların ardından gözler üniversite yönetimlerine çevrildi. Özellikle 15 Kasım Üniversitesi ile birlikte bazı üniversitelerin kurucu ve yöneticilerinin siyasi bağlantıları olduğu iddiaları yeniden gündeme taşındı. Kısa süre önce meclis başkanının tezinin sahte olduğu tartışmalarının yaşandığı bir dönemde, bu kez gerçek öğrencilerin mağdur edildiği yönündeki iddialar kamuoyunda büyük tepki topladı.
Aileler çocuklarının eğitim hakkının ellerinden alındığını, ödedikleri paraların akıbetinin belirsiz olduğunu ve gençlerin geleceklerinin karartıldığını savunuyor. Eğitim için gönderilen öğrencilerin bürokratik ihmaller ya da bilinçli uygulamalar nedeniyle deport edilmesi iddiası, sistemin güvenilirliğini sorgulatıyor.
Kamuoyunda şimdi şu sorular soruluyor: Parası yatırılan öğrencilerin resmi kaydı neden yapılmadı? Muaceret işlemleri neden başlatılmadı? Denetim mekanizmaları nerede? Sorumlular hakkında işlem başlatılacak mı?
Eğitim adı altında umut ticareti yapıldığı iddiaları araştırılmayı beklerken, mağdur öğrencilerin ve ailelerinin adalet çağrısı büyüyor. Eğer iddialar doğruysa, bu yalnızca bir idari hata değil, gençlerin geleceği üzerinden kurulan ağır bir vebal olarak tarihe geçecek.




