Oda, son yıllarda meydana gelen ölümlü kazalarda yalnızca can kayıplarının değil, yargı süreçlerindeki teknik eksikliklerin de toplum vicdanını yaraladığını belirtti. Mahkemelere sunulan bazı dosyaların bilimsel temelden uzak olduğu, teknik yeterliliği bulunmayan kişilerin verdiği şahadetlerin hükme esas alınabildiği ifade edildi.
Açıklamada, trafik kazalarının kader olmadığı vurgulanarak, kusur belirlemenin mühendislik hesapları, fizik kuralları ve teknik analizler çerçevesinde yapılması gerektiği kaydedildi. İnsan faktörü, araç teknik durumu, yol koşulları, hız ve çarpışma analizlerinin bilimsel yöntemlerle incelenmesinin zorunlu olduğu belirtildi.
Bazı dosyalarda resmi bilirkişilik kaydı bulunmayan, trafik mühendisliği alanında eğitimi olmayan ve kaporta hasar eksperi olarak hareket eden kişilerin para karşılığı taraf lehine görüş verdiğinin tespit edildiği ileri sürüldü. Bu kişilerin çarpışma analizi konusunda yetkin olmadığı ve verdikleri teknik görüşten hukuken sorumlu olmadıkları ifade edildi.
Yanlış veya yetersiz teknik değerlendirmelerin ailelerde adalet duygusunu zedelediği, yargıya güveni azalttığı ve trafik güvenliğini olumsuz etkilediği kaydedildi.
Yılın ilk iki ayındaki veriler üzerinden “ölümler azaldı” şeklindeki açıklamaların bilimsel olmadığı belirtilerek, gerçek trafik politikasının “sıfır can kaybı” hedefiyle yürütülmesi gerektiği vurgulandı. Araç ithal yaş sınırının kaldırılmasının ve modern güvenlik sistemlerinden yoksun araçların trafiğe dahil edilmesinin gelecekteki riskleri artırabileceği ifade edildi.
Makina Mühendisleri Odası’nın Polis Genel Müdürlüğü ve Başsavcılığa bilirkişilik zaafiyeti konusunda yazılı bildirim yaptığı, ancak uygulamanın devam ettiği ve sorunun artık sistemsel bir boyuta ulaştığı belirtildi.




