Gazetemize ulaşan iddialara göre, Interpol tarafından aranan İsrail vatandaşı bir kişi, sahte bir kimlikle KKTC’ye giriş yaptı. Bu kişinin sahte pasaport taşıdığı bilinmesine rağmen, H.H 'nin öncülüğüyle muhaceret işlemlerinin tamamlanmasının organize edildiği, oturum ve yasal statü kazandırıldığı, ülkede tamamen “yasal” görünecek şekilde sistemden geçirildiği öne sürülüyor.

Gelir ve vergi dairelerindeki grev askıya alındı
Gelir ve vergi dairelerindeki grev askıya alındı
İçeriği Görüntüle

İddialar bununla da sınırlı değil.

Söz konusu kişinin ülkede bulunduğu süreçte ciddi miktarda nakit para, araç ve hatta altın gibi kıymetli varlıklara sahip olduğu, bu varlıkların bir şekilde el değiştirdiği ileri sürülüyor. Ardından, aynı çevreler tarafından bu kişinin Interpol tarafından aranan şahıs olduğuna dair ihbar yapıldığı iddia ediliyor.

Bu sürecin devamında, şahsın eşinin ve çocuklarının gözyaşına bakılmadan Güney Kıbrıs’a deport edilmesinin sağlandığı, eşinin hukuki yollara başvurmaya ve polise şikayette bulunmaya çalıştığı ancak çeşitli şekillerde engellendiği de iddialar arasında yer alıyor.

Öte yandan, Girne Mahkemesi’nde görülen bir davada tutuklu bulunan bir kişinin yayınlanan videosunda, daha önce ülkeden ihraç edilmesine rağmen geri dönebilmek için kendisinden yüklü miktarda para talep edildiğini öne sürdüğü, bu talebin Berhan Ongan’ın yardımcısı tarafından iletildiğini iddia ettiği de kamuoyuna yansıdı. Bu iddialar, süreçte rüşvet talebi bulunduğu yönündeki tartışmaları daha da büyüttü.

Sorular çok ağır:

Bu kişi sahte pasaportla ülkeye girerken kim görmezden geldi?
Muhaceret işlemleri yapılırken kim onay verdi?
Interpol kaydı neden o aşamada “fark edilmedi”?
Mal varlıkları el değiştirdikten sonra Interpol kaydı nasıl “fark edildi”?
Bu süreçte muhaceret, polis ve ilgili dairelerde kimler bu sisteme dokundu?

Gazetemize ulaşan iddialar, devlet mekanizmasının bazı kişiler için nasıl çalıştırıldığına dair çok ciddi bir tablo ortaya koyuyor.