Ancak gecenin ardından kamuoyunda konuşulan asıl konu verilen ödüller değil, salonda yer aldığı belirtilen bazı isimler oldu.
2012 yılında Özer Akkeleş tarafından kurulan En Moda’nın organizasyonunda, iş, siyaset, medya ve magazin dünyasından çok sayıda isim bir araya geldi. Fakat törene katıldığı belirtilen bazı kişilerin geçmişte kamuoyuna yansıyan tartışmalı dosyalarla anılması, gecenin “prestij” yönünden çok “kimler aynı masadaydı?” sorusuyla konuşulmasına neden oldu.
İddialara göre salonda Ebru Törehan ve eşi Miracle Cash & More Direktörü Hakan Törehan da yer aldı. Ayrıca ismi sahte diploma iddialarıyla anılan Emrah Yeşilırmak’ın da gecede bulunması ve eski Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile samimi pozlar vermesi dikkat çekti.
Kamuoyu şimdi haklı olarak şu soruyu soruyor: Hakkında ciddi iddialar konuşulan isimler, prestijli organizasyonlar üzerinden toplum önünde meşrulaştırılmaya mı çalışılıyor?
Bir ödül gecesi elbette sanatın, emeğin, başarının ve sektör temsilcilerinin buluştuğu bir alan olabilir. Ancak kırmızı halılar, toplumda soru işareti yaratan isimlerin parlatıldığı vitrinlere dönüşürse, bu durum yalnızca organizasyonu değil, ülkenin genel itibarını da tartışmalı hale getirir.
Son yıllarda KKTC’de sahte diploma iddiaları, uluslararası dosyalar, kara para tartışmaları ve kamu kurumlarına duyulan güven krizi gündemden düşmezken, tartışmalı isimlerin siyasetle ve sosyal çevrelerle iç içe görünmesi toplumdaki rahatsızlığı daha da artırıyor.
Bu nedenle yanıt bekleyen sorular nettir: Davetli listesi hangi kriterlere göre hazırlandı? Ödüller hangi ölçütlere göre verildi? Kamuoyunda tartışmalı dosyalarla anılan isimlerin bu tür organizasyonlarda görünür olması tesadüf mü, yoksa bilinçli bir tercih mi?
KKTC’de artık mesele yalnızca kimin ödül aldığı değil; kimlerin hangi çevrelerle aynı masada oturduğu, kimlerin hangi karelerde meşrulaştırıldığı ve toplumun gözünün içine baka baka hangi ilişkilerin normalleştirilmeye çalışıldığıdır.
Ülke, her alanda güven krizi yaşarken vatandaş artık süslü sahnelerden değil, şeffaflıktan, hesap verilebilirlikten ve gerçeklerden yana bir duruş bekliyor. Çünkü prestij, yalnızca ışıklar ve kırmızı halılarla değil; o ışıkların altında kimlerin yürüdüğüyle de ölçülür.





