Kıbrıs Türk Sanayi Odası’nın yayımladığı “Kuzey Kıbrıs – Güney Kıbrıs Fiyat Araştırması 2026” raporu kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, raporun metodolojisi ve sonuç yorumları tartışma konusu oldu. Raporda ürünlerin yüzde 79,5’inin Kuzey Kıbrıs’ta daha ucuz olduğu belirtilirken, “fiyatlar birbirine yakın” kategorisinin sonuç grafiğinde yüzde 0 görünmesi ve çok küçük fiyat farklarının dahi “kuzey daha ucuz” şeklinde değerlendirilmesi dikkat çekti. Ayrıca birebir aynı marka yerine “benzer kategori” ürünlerin karşılaştırılması da raporun bilimsel tarafına yönelik soru işaretlerini artırdı.
Raporda, yerli üretimin fiyatları aşağı çektiği ve piyasada “fiyat sigortası” görevi gördüğü savunulurken, Fiyat İstikrar Fonu’nun (FİF) pahalılık yaratmadığı öne sürüldü. Ancak raporun kendi verilerinde, ucuz olan ürünlerin büyük bölümünün zaten yerli üretimli olması “Ucuzluk gerçekten FİF’e rağmen mi oluşuyor, yoksa üretim güçlü olduğu için mi?” sorusunu gündeme taşıdı. Euro/TL kurunun 51,60 seviyesine çıkmasıyla ithalat maliyetlerinin ağırlaştığına dikkat çekilmesine rağmen, kuzeyin neden hâlâ genel olarak daha ucuz olduğu konusunda alternatif ekonomik değişkenlerin yeterince analiz edilmediği eleştirileri yapıldı.
Araştırmada süt, hellim ve temizlik ürünlerinde Kuzey Kıbrıs’ın daha avantajlı olduğu belirtilirken, raporun satın alma gücü ve maaş farklarını değerlendirme dışı bırakması da dikkat çekti. Güney’de maaşların daha yüksek olması ve alım gücü-parite dengelerinin hesaba katılmaması nedeniyle, “Gerçekte hangi taraf daha pahalı?” sorusuna tam ekonomik çerçevede yanıt verilmediği yorumları yapıldı. Tartışmalar sürerken, rapor kamuoyunda hem yerli üretimin önemi hem de ekonomik verilerin nasıl yorumlanması gerektiği konusunda yeni bir tartışma başlattı.




