ABD ile İran arasında varılan anlaşma, savaş riskini azaltması nedeniyle Körfez ülkelerinin halkları tarafından olumlu karşılandı. Ancak Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar gibi bölge ülkeleri, anlaşmanın İran’ın balistik füze programı, insansız hava araçları kapasitesi ve bölgedeki vekil güçlerini kapsamaması nedeniyle temkinli bir tutum sergiliyor.
Uzmanlara göre anlaşma, bölgede kısa vadede gerilimi düşürse de Körfez ülkelerinin güvenlik kaygılarını tamamen gidermiyor. Paris Siyasal Çalışmalar Enstitüsü öğretim görevlisi Kerim Bitar, İran’ın 2015 nükleer anlaşmasına kıyasla daha az taviz verdiğini belirterek, Körfez başkentlerinin anlaşmaya şüpheyle yaklaşmasının doğal olduğunu ifade etti.
Bölge halkları ise siyasi ayrıntılardan çok savaş ihtimalinin azalmasına odaklanıyor. Son dönemde yaşanan çatışmaların ardından güvenlik ve ekonomik istikrar beklentisi, anlaşmaya yönelik desteğin temel nedenleri arasında gösteriliyor.
Öte yandan Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gerilimler, Körfez ekonomilerinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Dünya enerji ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği bölgede yaşanabilecek yeni bir krizin, küresel piyasalar üzerinde ciddi etkiler yaratabileceği değerlendiriliyor.
Analistler, Körfez ülkelerinin artık yalnızca ABD’nin güvenlik şemsiyesine bağlı kalmak istemediğini belirtiyor. Bu nedenle bölge ülkeleri hem İran ile diplomatik kanalları açık tutmaya hem de kendi bölgesel güvenlik mekanizmalarını güçlendirmeye çalışıyor.
#ABD #İran #KörfezÜlkeleri #SuudiArabistan #BAE #Katar #HürmüzBoğazı #Ortadoğu #Jeopolitik #Diplomasi





