KIB-TEK Lefkoşa merkez binası önünde gerçekleştirilen EL-SEN eylemini takip eden gazeteci Ahmet Karagözlü’nün telefonunun elinden alındığı ve yaşanan müdahale sırasında cihazın hasar gördüğü iddia edildi. Olayın ardından KIB-TEK’te Personel Müdürü olduğu belirtilen Mustafa harutoğlu’nin, Karagözlü’yü “kurum personeli zannettiği” yönündeki açıklaması ise yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
EL-SEN’in KIB-TEK önünde gerçekleştirdiği eylem sırasında yaşanan gelişmeleri görüntüleyen basın emekçisi Ahmet Karagözlü’nün görevini yaptığı sırada müdahaleye maruz kaldığı öne sürüldü.
Karagözlü’nün görüntü aldığı telefonunun elinden alındığı, müdahale sırasında cihazın zarar gördüğü ve gazetecinin fiziksel müdahaleye de maruz kaldığını belirttiği aktarıldı.
Olayın merkezindeki isim olarak gösterilen, KIB-TEK’te Personel Müdürü olduğu belirtilen Mustafa Harutoğlu’nun, yaşananların ardından Karagözlü’yü kurum personeli zannettiğini ifade ettiği belirtildi.
“Personel müdürü, personelini tanımıyor mu?”
Tam da bu açıklama tartışmaları daha da büyüttü. Bir kurumda personelden sorumlu makamda bulunan kişinin, karşısındaki gazeteciyi kendi personeli zannettiğini söylemesi; kurum içindeki yönetim, iletişim ve liyakat anlayışına ilişkin ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Ortada cevaplanması gereken açık bir soru var: Bir personel müdürü kendi kurumunda çalışan personeli tanımıyorsa, o görevin sorumluluğunu nasıl yerine getiriyor?
Üstelik mesele yalnızca bir “yanlış tanıma” meselesi de değil. Karşıdaki kişi kurum personeli dahi olsa, telefonunun elinden alınması ya da cihazına zarar verilmesi kabul edilebilir bir yönetim anlayışı olarak değerlendirilemez.
Gazetecinin görevine müdahale kabul edilemez
Bir gazetecinin kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla görüntü aldığı sırada engellenmesi, telefonuna müdahale edilmesi ve fiziksel müdahaleye uğradığını ileri sürmesi son derece ciddi iddialardır.
Basın mensubu olay yerinde yalnızca kendi adına değil, halkın haber alma hakkı adına görev yapmaktadır. Kamerayı veya telefonu engellemeye yönelik her müdahale, aynı zamanda kamuoyunun yaşananları öğrenmesine yönelik bir engel anlamına gelir.
KIB-TEK yönetimine yanıt bekleyen sorular
Yaşanan olay yalnızca zarar gören bir telefon üzerinden geçiştirilebilecek nitelikte değil. İddialar doğruysa ortada hem basın özgürlüğü hem de kamu kurumundaki yönetim anlayışı açısından açıklanması gereken ciddi bir tablo bulunuyor.
Personelden sorumlu bir yöneticinin kendi personelini tanımadığı yönündeki savunması, yapılan müdahaleyi hafifletmek bir yana kurum yönetimi konusunda daha büyük bir soru işareti yaratıyor.
KIB-TEK yönetiminin olayla ilgili nasıl bir idari işlem yapacağı ve söz konusu iddialar hakkında inceleme başlatıp başlatmayacağı şimdi kamuoyunun yanıt beklediği temel konular arasında.
#KIBTEK #BasınÖzgürlüğü #AhmetKaragözlü #ELSEN #Liyakat #KKTC




