Yusuf Kanlı: Hristodulides’in Kanıtlaması Gereken Daha Çok Şey Var

Gazeteci-yazar Yusuf Kanlı, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Kıbrıs Rum lider Nikos Hristodulides arasında 26 Ağustos’ta yapılması planlanan görüşme öncesinde Kıbrıs sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kanlı, Erhürman’ın müzakere yolunu yeniden sınamaya yönelik iradesini ortaya koyduğunu savunurken, Hristodulides’in ise çözüm konusunda söylemlerinin ötesine geçerek somut adımlar atması gerektiğini belirtti.

Kanlı, kaleme aldığı değerlendirmede Kıbrıs sorununda yeni bir müzakere sürecinin yalnızca olumlu açıklamalarla değil, tarafların gerçek bir uzlaşmaya hazır olduklarını gösterecek adımlarla anlam kazanabileceğini ifade etti.

26 Ağustos’taki liderler görüşmesinin de bu açıdan önemli bir sınav olacağını belirten Kanlı, tarafların geçmişte üzerinde uzlaşılan başlıkları koruması, düzenli görüşme mekanizması oluşturması ve güven artırıcı önlemler konusunda sonuç üretmesi gerektiğini savundu.

“ERHÜRMAN ÇÖZÜM YOLUNU SINAMAK İSTİYOR”

Kanlı’ya göre Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, göreve gelmesinin ardından çözüm müzakerelerinin yeniden başlayabilmesi için daha esnek bir siyasi çizgi ortaya koydu.

Erhürman’ın siyasi eşitliğin gerçek bir ortaklık temelinde uygulanması, geçmiş yakınlaşmaların korunması ve liderlerin daha sık bir araya gelmesi gerektiği yönündeki yaklaşımına dikkat çeken Kanlı, bunun Kıbrıs Türk tarafının müzakere sürecine yeniden dahil olma iradesini gösterdiğini değerlendirdi.

Bununla birlikte olası bir çözümün Kıbrıs Türk tarafı açısından da toprak, mülkiyet, yönetim, güvenlik ve garantiler gibi zor başlıklarda önemli tavizler gerektireceğini belirtti.

HRİSTODULİDES’E CRANS-MONTANA HATIRLATMASI

Kanlı, Nikos Hristodulides’in müzakerelerin 2017’de Crans-Montana’da kaldığı yerden devam etmesi gerektiği yönündeki açıklamalarını olumlu bir başlangıç olarak değerlendirirken, Rum liderin o dönemki siyasi rolünün de göz ardı edilmemesi gerektiğini savundu.

Hristodulides’in dönemin Rum lideri Nikos Anastasiades’in yakın çalışma ekibinde bulunduğunu hatırlatan Kanlı, Crans-Montana sürecinin sona ermesinde tarafların siyasi eşitlik, güç paylaşımı ve güvenlik gibi temel konulardaki yaklaşımının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Kanlı’ya göre Hristodulides’in bugün çözüm istediğini söylemesi tek başına yeterli değil; Rum toplumunu gerçek bir uzlaşmanın gerektireceği tavizlere hazırlaması da gerekiyor.

SİYASİ EŞİTLİK VE GÜÇ PAYLAŞIMI VURGUSU

Kanlı, olası federal bir çözümün yalnızca Rum çoğunluğunun yönetimi anlamına gelemeyeceğini savunarak, Kıbrıs Türklerinin ortak karar alma süreçlerine etkin şekilde katılımının güvence altına alınması gerektiğini belirtti.

Dönüşümlü liderlik, ortak karar mekanizmaları ve güvenlik düzenlemelerinin çözümün temel unsurları arasında olduğunu ifade eden Kanlı, her iki tarafın da kendi toplumuna “tam zafer” beklentisi yerine karşılıklı tavizlerin kaçınılmazlığını anlatması gerektiğini kaydetti.

MÜLKİYET KONUSUNDA “KAPSAMLI ÇÖZÜM” ÇAĞRISI

Kanlı, mülkiyet meselesinin de yeni gerilim alanlarından biri haline geldiğini savundu.

Ülke Genelinde Sıkı Denetim: 2 Sürücü Tutuklandı
Ülke Genelinde Sıkı Denetim: 2 Sürücü Tutuklandı
İçeriği Görüntüle

Güney Kıbrıs’ta kuzeydeki Rum mülkleriyle bağlantılı kişi ve şirketlere yönelik açılan davaların siyasi atmosferi olumsuz etkilediğini belirten Kanlı, mülkiyet konusunun bireysel hukuk mücadelelerinden çok kapsamlı bir çözüm çerçevesinde ele alınması gerektiğini ifade etti.

İade, tazminat ve takas gibi seçeneklerin geçmiş müzakere süreçlerinde zaten ayrıntılı biçimde ele alındığını hatırlatan Kanlı, kalıcı çözüm için bu mekanizmaların yeniden değerlendirilmesini önerdi.

26 AĞUSTOS İÇİN ÜÇ SOMUT BEKLENTİ

Kanlı, 26 Ağustos görüşmesinden üç temel sonuç çıkması gerektiğini savundu.

Buna göre liderlerin öncelikle geçmiş yakınlaşmaların korunacağını teyit etmeleri, ardından düzenli görüşme ve müzakere yöntemi üzerinde anlaşmaları ve son olarak en az bir somut güven artırıcı önlemi hayata geçirmeleri gerektiğini belirtti.

Yeni bir geçiş kapısının açılması veya uzun süredir bekleyen ortak projelerden birinin sonuçlandırılmasının, iki tarafın birlikte hareket edebilme kapasitesini gösterebileceğini ifade etti.

“KIBRIS’IN ASIL SORUNU DENGE”

Kanlı, Kıbrıs sorununda asıl meselenin yeni bir anayasal model bulmaktan ziyade iki toplum arasında sürdürülebilir bir siyasi denge oluşturmak olduğunu savundu.

Rum toplumunun sayısal çoğunluğu ile Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliği arasında işleyen bir denge kurulması gerektiğini belirten Kanlı, güvenlik konusunda da hem Rumların hem Kıbrıs Türklerinin kaygılarını dikkate alan bir model geliştirilmesinin şart olduğunu ifade etti.

Kanlı, kendi tercihinin iki siyasi olarak eşit yapının sınırlı yetkilere sahip ortak bir çatı altında bir araya geldiği gevşek federal-konfederal bir modelden yana olduğunu da kaydetti.

“GERÇEK UZLAŞMA HER İKİ TARAF İÇİN DE BEDEL GEREKTİRİR”

Kanlı, çözümün ne Rum tarafının ne de Kıbrıs Türk tarafının bütün taleplerini eksiksiz biçimde karşılayabileceğini vurguladı.

Her iki toplumun da bazı taleplerinden vazgeçmek zorunda kalacağını belirten Kanlı, bunun uzlaşmanın zayıflığı değil, doğası olduğunu ifade etti.

Kanlı’ya göre 26 Ağustos görüşmesinin asıl sınavı, tarafların yeni bir müzakere turuna başlamaya istekli olup olmadıklarından çok, müzakerenin sonunda ortaya çıkabilecek zor ve karşılıklı tavizlere dayalı bir anlaşmayı gerçekten kabul etmeye hazır olup olmadıklarının görülmesi olacak.

#YusufKanlı #TufanErhürman #NikosHristodulides #KıbrısSorunu #Müzakereler