Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da düzenlenen 2. İletişim Şûrası’nda Ahbap Derneği hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin son derece sert açıklamalarda bulundu. Erdoğan, 6 Şubat depremlerinin ardından oluşan büyük toplumsal dayanışmanın bazı çevreler tarafından siyasi ve ekonomik bir çıkar alanına dönüştürüldüğünü savundu.
Son haftalarda kamuoyuna yansıyan bilgi ve belgelerin, deprem sürecinde kurulduğu iddia edilen tartışmalı mali ve siyasi ilişkileri ortaya çıkardığını belirten Erdoğan, yardım faaliyeti görüntüsü altında hareket eden yapıların hukuk karşısında hesap vermesi gerektiğini söyledi.
Erdoğan, devlet kurumları ve binlerce görevlinin deprem bölgesinde canla başla mücadele ettiği günlerde, bölgeye dahi gitmeden sosyal medya üzerinden hüküm dağıtan çevrelerin kamuoyunu yanıltmaya çalıştığını ifade etti. Resmî kurumların sistematik biçimde suçlandığını, sahada görev yapan personelin emeğinin görmezden gelindiğini ve devlet ile millet arasındaki güven bağının hedef alındığını savundu.
Sosyal medya fenomenlerinden sanatçılara, gazetecilerden siyasetçilere kadar birçok kişinin aynı söylemlerle harekete geçmesinin tesadüf olmadığını öne süren Erdoğan, bu tabloyu organize bir yıpratma kampanyası olarak değerlendirdi. Depremzedelerin yaşadığı tarifsiz acının siyasi propaganda, kişisel itibar veya ekonomik kazanç uğruna kullanılmasını ağır bir vicdansızlık olarak nitelendirdi.
Erdoğan’ın mesajı netti: Ünü, takipçi sayısı, siyasi bağlantısı veya kamuoyundaki popülerliği ne olursa olsun, hiç kimse hukukun üzerinde değildir. Toplanan bağışların amacı dışında kullanıldığı, yardım faaliyetlerinin kişisel çıkarlara alet edildiği veya toplumun iyi niyetinin sömürüldüğü kanıtlanırsa, sorumluların karşısında yalnızca yargıyı değil, milletin vicdanını da bulması gerekir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, soruşturmanın “ucu nereye varırsa varsın” sürdürüleceğini belirterek, gerilimden, kutuplaşmadan ve toplumda korku yaymaktan çıkar sağlayan çevrelere bundan sonra müsamaha gösterilmeyeceğini vurguladı.
Ancak devam eden soruşturma kapsamında herhangi bir kişi veya kurum hakkındaki suçlamaların henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla sabit olmadığı unutulmamalıdır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da incelemelerin somut bilgi ve belgeler doğrultusunda, hukukun üstünlüğü ve masumiyet karinesi gözetilerek yürütüldüğünü açıkladı.
Deprem, bir milletin en savunmasız olduğu andır. Böyle bir felaketin üzerinden siyasi nüfuz, şöhret veya ekonomik menfaat sağlamaya çalışanlar varsa hesap vermeleri yalnızca hukuki değil, aynı zamanda vicdani bir zorunluluktur. Gerçek yardımseverlik sosyal medya sloganlarıyla değil; şeffaf hesaplarla, denetlenebilir harcamalarla ve depremzedelere ulaşan somut yardımlarla ölçülür.
Metin, sert üslubu korurken soruşturmanın devam ettiği ve masumiyet karinesinin geçerli olduğu özellikle belirtilerek hukuki açıdan daha güvenli hâle getirildi.




