Tufan Erhürman: “Çözümsüzlüğe neden olan bedel ödemeli”

1990’dan bu yana düzenlenen Bab-ı Âli Toplantıları’nın 35’inci dönemine onur konuşmacısı olarak katılan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs sorununda gelinen son aşamayı değerlendirdi. “Bölgesel gelişmeler ışığında Kıbrıs Sorunu” başlığıyla gerçekleştirilen toplantı, Hilton Istanbul Maslak’ta yapıldı.

Erhürman, merhum Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın ardından Bab-ı Âli kürsüsüne çıkan ikinci KKTC Cumhurbaşkanı oldu. Toplantıya eski bakanlar, bürokratlar, büyükelçiler, gazeteciler ve siyaset dünyasından çok sayıda davetli katıldı.

“Kıbrıs Türk halkının 6 başlıkta hakkı var”

Konuşmasının başında Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesine işaret eden Erhürman, Kıbrıslı Türklerin yalnızca devlet kurumlarına sahip olmakla sınırlı hakları olmadığını belirtti.

Kıbrıs Türk halkının hukuken adanın tamamı üzerinde güvenlik, enerji, deniz yetki alanları, hidrokarbon, uluslararası ticaret yolları ve Avrupa Birliği vatandaşlığı olmak üzere altı başlıkta hak sahibi olduğunu vurgulayan Erhürman, ortak ve eşit egemenlik haklarının fiilen hayata geçirilmediğini söyledi.

GSI projesine eleştiri

Erhürman, Avrupa Birliği’nin İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ı bağlaması planlanan “Great Sea Interconnector (GSI)” projesine mali destek verdiğini belirterek, projenin ekonomik uygulanabilirliğinin tartışmalı olduğunu ifade etti.

Coğrafi koşullar dikkate alındığında Kıbrıs’tan Türkiye’ye ve oradan Yunanistan’a uzanacak bir hattın daha uygulanabilir olduğunu dile getiren Erhürman, Avrupa Birliği’nin bir yandan çözüm çağrısı yaparken diğer yandan Kıbrıslı Türkleri ve Türkiye Cumhuriyeti’ni dışlayan projelere destek vermesini eleştirdi.

“Yetkiyi paylaşamıyoruz ama riski paylaşıyoruz”

Rum liderliğinin farklı ülkelerle güvenlik ve enerji alanında anlaşmalar imzaladığını belirten Erhürman, bu girişimlerin adanın tamamını riske attığını savundu.

“Kıbrıs küçük bir yerdir. İran’dan füze gelirse nereye düşeceği belli değildir” diyen Erhürman, Kıbrıslı Türklerin yetki paylaşımında dışlandığını ancak ortaya çıkan riskleri paylaşmak zorunda bırakıldığını ifade etti.

4 maddelik metodoloji

2017’deki Crans-Montana görüşmelerini hatırlatan Erhürman, geçmiş müzakere sistematiğinin çözüm üretmediğini söyledi.

Müzakerelere başlanmadan önce üzerinde uzlaşılması gerektiğini belirttiği dört maddelik metodolojiyi ise şöyle sıraladı:

  • Siyasi eşitlik güvence altına alınmadan müzakere masasına oturulmaması,

    Lefkoşa’da uy*şturucu ve bıçakla yakalandı
    Lefkoşa’da uy*şturucu ve bıçakla yakalandı
    İçeriği Görüntüle
  • Crans Montana’ya kadar sağlanan yakınlaşmaların geçerli sayılması ve sürece sıfırdan başlanmaması,

  • Yeni müzakerelere zaman sınırlaması getirilmesi,

  • Masadan kaçılması halinde mevcut statükoya geri dönülmemesi ve bunun bir bedelinin olması.

“Hak ettiğimiz statüyü alacağız”

Kıbrıs’ta üç garantör ülke bulunduğunu ve Türkiye’nin adanın tamamında garantörlük hakkı olduğunu belirten Erhürman, Rum tarafının girişimlerinin Kıbrıslı Türkleri yok saydığını savundu.

Erhürman, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin karşılığını henüz tam olarak alamadığını ifade ederek, “Bu statüyü söke söke almak bizlerin boynunun borcudur” dedi.

Konuşmasını, Kıbrıs Türk halkının en zor koşullarda dahi varlığını sürdürdüğünü ve eşitlik mücadelesini sürdüreceğini vurgulayarak tamamladı.