Hür-İş Federasyonu ve Kamu-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu, perşembe günü toplanacak Asgari Ücret Saptama Komisyonu öncesinde hükümet ile işveren temsilcilerine sert eleştiriler yöneltti. Serdaroğlu, çalışanların yaşam koşulları ağırlaşırken ücretleri baskılamaya yönelik ortak bir politika izlendiğini savundu.

Asgari ücret görüşmeleri öncesinde emek ve işveren cephesindeki gerilim yeniden yükseldi. Kanal Sim’de Serhat İncirli’nin programına katılan Ahmet Serdaroğlu, UBP-DP-YDP Hükümeti ile Kıbrıs Türk İşverenler Sendikası’nın çalışanların taleplerine karşı birlikte hareket ettiğini öne sürdü.

Serdaroğlu’nun açıklamaları, hayat pahalılığının büyüdüğü ve temel tüketim ürünlerine erişimin giderek zorlaştığı bir dönemde, asgari ücretin hangi ölçütlere göre belirleneceği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

“Hükümet ile işveren aynı çizgide”

Hükümet ile işveren temsilcilerinin çıkarlarının örtüştüğünü savunan Serdaroğlu, bu yaklaşımın yalnızca çalışanları değil, uzun vadede işletmeleri ve ülke ekonomisini de olumsuz etkileyeceğini söyledi.

Serdaroğlu, ücretleri baskılamaya dayalı bir ekonomik modelin iç piyasayı küçülteceğine, çalışanların satın alma gücünü azaltacağına ve işletmelerin müşteri kaybetmesine yol açacağına dikkat çekti.

Erhürman'dan Sert Mesajlar: Rum Yönetimi "Büyük Abi" Ararken Ada'yı Ateşe Atıyor
Erhürman'dan Sert Mesajlar: Rum Yönetimi "Büyük Abi" Ararken Ada'yı Ateşe Atıyor
İçeriği Görüntüle

Çalışana yeterli ücret vermeden ekonomiyi büyütmenin mümkün olmadığını savunan Serdaroğlu, hükümetin işverenlerin maliyet hesaplarını dinlerken çalışanların kira, gıda, ulaşım ve sağlık giderlerini görmezden geldiğini ileri sürdü.

Gecikmenin arkasında “zamanlama hesabı” iddiası

Asgari ücret kararının açıklanmasının gecikmesine de tepki gösteren Serdaroğlu, sürecin yalnızca ilgili bakanın yurt dışında bulunmasıyla açıklanamayacağını belirtti.

Gecikmenin itiraz süresini daraltmak, kamuoyundaki tepkileri azaltmak ve çalışanların örgütlü biçimde ses yükseltmesini zorlaştırmak amacıyla planlandığını iddia etti.

Asgari ücret gibi yüz binlerce kişinin yaşamını doğrudan etkileyen bir kararın kapalı kapılar ardında ve son dakikaya bırakılarak alınmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Serdaroğlu, sürecin şeffaf yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

İşveren cephesinde görüş birliği yok

Serdaroğlu, Kıbrıs Türk İşverenler Sendikası’nın açıklamalarının tüm iş dünyasının ortak görüşü olarak sunulamayacağını da savundu.

İşveren örgütleri içerisinde ciddi fikir ayrılıkları bulunduğunu ileri süren Serdaroğlu, bazı isimlerin görevlerinden ayrılmasını bu rahatsızlığın göstergesi olarak değerlendirdi. İş dünyasının bir bölümünün, düşük ücret politikasının nitelikli iş gücü kaybına ve ekonomik daralmaya yol açabileceğinin farkında olduğunu ifade etti.

“Yerli çalışan da ucuz iş gücüne dönüştürülmek isteniyor”

Kıbrıs Türk İşverenler Sendikası Başkanı Metin Arhun’un işçilik maliyetlerine ilişkin açıklamalarını eleştiren Serdaroğlu, işveren tarafının ücretleri mümkün olan en düşük seviyede tutmak istediğini öne sürdü.

Çalışanların yalnızca bir maliyet kalemi olarak görülmesine tepki gösteren Serdaroğlu, yabancı iş gücü üzerinden oluşturulan düşük ücret düzeninin yerli çalışanlara da dayatılmak istendiğini savundu.

Serdaroğlu’na göre sorun yalnızca yeni asgari ücret rakamının kaç lira olacağı değil; ülkede çalışanların yoksullaşmasını normalleştiren ekonomik anlayışın devam edip etmeyeceği.

Asgari Ücret Saptama Komisyonu’nun perşembe günkü toplantısı öncesinde hükümetin önünde net bir tercih bulunuyor: Hayat pahalılığı altında ezilen çalışanların gelirini korumak ya da düşük ücret politikasını sürdürerek emeğin yoksullaşmasına seyirci kalmak.