Filo Jet faciasının üzerinden 14 gün geçerken eski Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, limanda bekleyen kayıp yakınlarını ziyaret etti. Arıklı’nın ziyareti, ailelerin sert tepkisiyle karşılandı; bazı kişilerin su şişesi fırlattığı, kısa süreli arbede yaşandığı ve polisin müdahale ettiği bildirildi. Arıklı ise daha sonra yaptığı açıklamada, sorumluluğu bulunması halinde adalet önünde hesap vermeye hazır olduğunu söyledi.

Girne açıklarında 30 Ağustos’ta batan Filo Jet’in ardından ailelerin bekleyişi hâlâ sürüyor. Son açıklamalara göre faciada 14 kişi hayatını kaybetti, 14 kişiden ise hâlâ haber alınamıyor. Arama çalışmaları devam ederken, kazaya ilişkin soruşturmada dokuz zanlının tutukluluk süresi uzatıldı.

İşte tam da böyle bir tabloda, eski Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı bugün kayıp yakınlarının karşısına çıktı.

Ancak bu ziyaret, bir teselli buluşmasından çok, facianın ardından biriken öfkenin dışa vurulduğu bir sahneye dönüştü. Basına yansıyan bilgilere göre Arıklı’nın limana gelişiyle tansiyon yükseldi; bazı aile yakınları tepki gösterdi, su şişesi fırlatıldı, kısa süreli arbede yaşandı ve polis müdahale etmek zorunda kaldı. Arıklı yaklaşık 10 dakika sonra bölgeden ayrıldı.

Arıklı ise ziyaretin ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ailelerin bir kısmının kendisine tepki gösterdiğini kabul etti. Kazanın Türkiye ve KKTC makamlarınca araştırıldığını belirten Arıklı, kendi açısından bir yanlış tespit edilmesi halinde adalet önünde hesap vermekten kaçınmayacağını söyledi. Ayrıca ailelerden, yaşadıkları acının “siyasi rant” amacıyla kullanılmasına izin vermemelerini istedi.

Ancak burada asıl soru başka: Yakınlarının hâlâ denizin yüzlerce metre altında arandığı insanlara, acılarının kim tarafından siyasi amaçla kullanılıp kullanılmadığını anlatmak gerçekten doğru zamanlama mı?

Kayıp yakınlarının bugün ihtiyaç duyduğu şey siyasi nasihat değil; geminin nasıl sefere çıktığının, hangi denetimlerden geçtiğinin, hangi kurumların hangi sorumlulukları taşıdığının ve facianın önlenip önlenemeyeceğinin bütün açıklığıyla ortaya çıkarılmasıdır.

Arıklı’nın “Meclis’te hesabımı verdim” yaklaşımı da tartışmayı bitirmiyor. Çünkü siyasi hesap vermek, kişinin kendisinin “hesabımı verdim” demesiyle tamamlanmaz. Hesabın verilip verilmediğine kamuoyu, soruşturma sonuçları ve bağımsız yargı süreci karar verir.

Nitekim Filo Jet soruşturmasında yüzlerce kişinin ifadesi alınmış durumda ve geminin kritik kayıtlarına ilişkin incelemeler sürüyor. Dolayısıyla bugün hiç kimsenin kendi siyasi sorumluluğu konusunda nihai hükmü tek taraflı olarak vermesi mümkün değil.

Bir fotoğraf bazen uzun açıklamalardan daha kalıcıdır

Arıklı’nın daha önce çekilmiş, geniş biçimde gülümsediği fotoğrafının facia sonrasında yeniden gündeme gelmesi de tam olarak bu nedenle sembolik bir anlam taşıyor.

Elbette söz konusu fotoğrafın facia sırasında çekilmiş olduğu söylenemez ve böyle bir izlenim yaratmak doğru olmaz. Ancak siyaset yalnızca söylenen sözlerden ibaret değildir; toplumun hafızasında kalan görüntüler, zamanlama ve verilen duygu da siyasetin bir parçasıdır.

Bugün limanda yakınlarından haber bekleyen aileler açısından mesele Arıklı’nın bir fotoğrafta nasıl göründüğü değil. Mesele, facianın ardından devletin ve dönemin yetkililerinin ne yaptığı, neyi yapmadığı ve bunun hesabının gerçekten verilip verilmeyeceğidir.

Sanayi Tesislerinde Deprem Dayanıklılığı Artırılacak
Sanayi Tesislerinde Deprem Dayanıklılığı Artırılacak
İçeriği Görüntüle

Gülümseyen bir kare unutulmayabilir; fakat asıl unutulmaması gereken, limanda günlerdir çocuklarını, eşlerini ve yakınlarını bekleyen insanların yaşadığı çaresizliktir.

Ve bugün ortaya çıkan öfke de bundan bağımsız okunamaz.

Şiddet hiçbir biçimde savunulamaz; su şişesi fırlatılması ve arbede yaşanması kabul edilebilir bir protesto yöntemi değildir. Ancak bu olay, ailelerin haftalardır büyüyen öfkesinin ve cevapsız kaldığını düşündükleri soruların ne kadar derinleştiğini de ortaya koyuyor.

Arıklı’nın önündeki mesele artık kendisini savunmak değil; Filo Jet’in sefere çıkışından denetim süreçlerine kadar kamuoyunun sorduğu bütün soruların belgelerle, şeffaf biçimde cevaplanmasına katkı sağlamaktır.

Çünkü bu facianın ardından toplumun beklediği şey bir fotoğraf, bir siyasi savunma ya da “hesabımı verdim” cümlesi değil.

Gerçek bir hesaplaşma, gerçek bir şeffaflık ve sorumluların hiçbir siyasi koruma olmadan ortaya çıkarılmasıdır.

#ErhanArıklı #FiloJet #GemiFaciası #KayıpAileleri #KKTC #HesapVerilebilirlik