AKADEMİK MASKE, MODERN KÖLELİK: KKTC EĞİTİM ADASI MI, İNSAN TİCARETİ ÜSSÜ MÜ?
Gazimağusa’da bir inşaatın 6. katından düşen 26 yaşındaki Hammad Pakistani’nin ölümü, buzdağının sadece görünen kısmı mı? "Öğrenci" maskesi altında adaya getirilen binlerce genç, kampüsler yerine şantiyelere, ders kitapları yerine kaçakçılık rotalarına mı itiliyor? İşte KKTC yükseköğretimini sarsacak o karanlık çarkın anatomisi!
Uluslararası Diploma" hayaliyle dünyanın dört bir yanından getirilen binlerce genç, birer "hayalet öğrenciye" mi dönüştürülüyor?
"ÖĞRENCİ" ADI ALTINDA MODERN KÖLELİK PAZARI
Kamuoyundaki en vahim iddia ise bu üniversitelerin birer "İnsan Kaçakçılığı İstasyonu" gibi çalışması.
"Öğrenci" vizesiyle Kuzey Kıbrıs’a sokulan binlerce gencin kısa süre sonra kayıplara karıştığı belirtiliyor.
Senaryo hep aynı:
- Genç adaya gelir.
- Okulun bir geçerliliği olmadığını anlar.
- Parasız kalır ve geri dönemez.
- Sonuç: İnşaatlarda ve farklı işkollarında sigortasız, güvencesiz ve "kaçak" konumda çalışmak zorunda bırakılır.
Araştırmalarımız, üniversite adı altında adaya sokulan gençlerin korkunç bir sömürü düzenine mahkum edildiğini ortaya koyuyor. Özellikle üçüncü dünya ülkelerinden büyük umutlarla getirilen 20’li yaşlarındaki gençler, adaya adım atar atmaz şu cendereye giriyor:
Şantiyelerde Kaçak Mesai: Diploma hayaliyle gelen gençler, oturma izni "zırhı" altında inşaatlarda sigortasız ve asgari ücretin çok altında çalıştırılıyor.
Gizlenen İş Kazaları: İnşaat tepelerinde hiçbir iş güvenliği olmadan çalıştırılan bu "öğrenci-işçiler" sakatlandığında veya can verdiğinde, resmiyette "iş kazası" olarak dahi görünmüyorlar. Olaylar "talihsiz bir kaza" gibi yansıtılarak örtbas ediliyor.
Son örneği ise; 23 Nisan 2026 tarihinde Dörtyol’daki bir inşaatın altıncı katından düşerek hayatını kaybeden 26 yaşındaki Hammad Pakistani'nin, Kıbrıs Batı Üniversitesi (KIBÜ) öğrencisi olduğu iddialarının infial yaratması.
Sorumluluktan Kaçış Planı: Olayın ardından müteahhidin, 23 Nisan resmî tatili nedeniyle gencin sadece "günlük harçlığını çıkarmak için" kayıt dışı çalıştığını öne sürdüğü belirtiliyor. Sorumluluktan kaçmaya yönelik bu savunma, trajediyi "basit bir iş kazası" gibi göstererek örtbas etme çabası olarak değerlendiriliyor.
KKTC ÖZEL ÜNİVERSİTELERİNDE "KARA DÜZEN" DEŞİFRE Mİ OLUYOR?
Kuzey Kıbrıs’ta mantar gibi türeyen bazı özel üniversiteler, "uluslararası eğitim" maskesi altında modern bir kölelik düzeni mi kuruyor? Kayıt dışı ekonomiden insan ticaretine, sahte diplomadan iş cinayetlerine kadar uzanan bu karanlık çarkı, en somut örnekleriyle masaya yatırıyoruz!
Sistemin çarklarından vaka örnekleri:
Adadaki bu kontrolsüz yapının nasıl işlediğini anlamak için birkaç örnek vermek gerekirse pek çok özel üniversitenin dahil olduğu sistemin nasıl işlediği gözler önüne seriliyor.
A) Hukuki Bir "Kara Delik": NETKENT
Akdeniz Araştırma ve Bilim Üniversitesi (Netkent), akademik bir kurumdan ziyade hukuki bir boşlukta varlığını sürdüren bir yapı olarak tanımlanıyor.
- YÖK ve BTK İnfazı: YÖK’ün "Tanımıyoruz, denklik alamazsınız" restine rağmen, BTK’nın ".edu.tr" uzantısını iptal etmesine rağmen kurum faaliyetlerine devam ediyor.
- Mütevelli heyetinde Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu gibi üst düzey isimlerin bulunması ve Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’a "onursal üyelik" verilerek isminin reklam amaçlı kullanılması, bu hayalet yapının meşruiyet kazanma çabası olarak görülüyor. Kamuoyunda oluşan ortak soru ise net:
- "Bu üniversite ve buna benzer diğer üniversiteler, kayıt dışı ekonominin bir paravanı mı?"
- Siyasi Zırh mı? Binlerce öğrencinin hayallerini yutan bu yapının mütevelli heyetinde üye olarak KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu gibi üst düzey isimlerin bulunması, "Bu dokunulmazlık ve cüret nereden geliyor?" sorusunu akıllara getiriyor. Devletin zirvesindeki isimlerin, YÖK tarafından meşruiyeti reddedilen bir kurumun yönetim şemasında yer alması, skandalın siyasi boyutunu gözler önüne seriyor. Heyet üyeleri arasında KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu gibi üst düzey figürlerin bulunması, kurumun nasıl bir koruma kalkanı altında olduğunu sorgulatıyor.
B) Şantiyede Sönen Hayatlar: KIBRIS BATI ÜNİVERSİTESİ (KIBÜ)
KIBÜ, hem idari şaibeleri hem de sarsıcı iş kazalarıyla gündemden düşmüyor. Son örneği Hammad Pakistani'nin, Kıbrıs Batı Üniversitesi (KIBÜ) öğrencisi olduğu iddialarının kamuoyunda büyük infial yaratması.
Mali Yolsuzluk: 2023 sonunda Mali İşler Müdürü'nün zimmetine para geçirmesi haberleri ile gündeme gelmesi üniversitenin iç denetiminin iflas ettiğini gösteren en net örneklerden. Üniversite içinde doğrudan tespit edilmiş en somut olaylardan biri, 2023 yılının sonunda yaşanmıştır. Üniversitenin Mali İşler Müdürü, kuruma ait yaklaşık 350 bin TL ve 3 bin ABD Dolarını kendi hesabına geçirmek, ayrıca üniversiteye ait elektronik eşyaları (cep telefonları ve dizüstü bilgisayarlar) zimmetine geçirmek suçlamasıyla tutuklanmıştır. Bu durum, üniversitenin iç denetim mekanizmalarıyla ilgili soru işaretleri yaratmıştır.
C) Meclis Tutanaklarına Da Yansıyan Skandal: PASİF ÖĞRENCİ, AKTİF KAÇAK İŞÇİ!
KKTC Meclisi'nde de tartışılan iddialara göre; bazı üniversiteler derslere devam etmeyen yabancı uyruklu kişileri kağıt üzerinde "öğrenci" göstererek adada kaçak çalışmalarına zemin hazırlıyor. Son örnekler bu "öğrenci vizesiyle kaçak işçilik" çarkının bireysel bir vaka değil, adadaki eğitim sistemine yönelik genel ve yapısal bir sorun olduğunu kanıtlıyor.
AVRUPA’YA SIZMA HATTI: İNSAN TİCARETİ İDDİALARI
Kamuoyundaki en vahim iddia ise bu üniversitelerin birer "İnsan Kaçakçılığı İstasyonu" gibi çalışması.
Kaçakçılık Hattının İlk Durağı
Yurtdışından gelen bu gençlerin birçoğu, adaya ayak bastıktan kısa süre sonra "hayalet" konumuna geçiyor. Üçüncü dünya ülkelerinden gelen bu insanlar için KKTC, aslında Güney Kıbrıs üzerinden Avrupa'ya (AB) sızmak için bir "atlama tahtası" olarak pazarlanıyor. Üniversite kaydı burada sadece "yasal giriş bileti" işlevi görüyor.
Bu gençlerin Yeşil Hat üzerinden Güney Kıbrıs’a, oradan da Avrupa Birliği ülkelerine geçiş yaptığı bir "kaçak göç rotası" oluşturulmuş durumda.
Üniversiteler bu trafikten yüksek kayıt ücretleri üzerinden devasa gelir elde ederken, KKTC işgücü piyasası kayıtdışılığa ve kalite kaybına mahkum ediliyor. Sadece hayatta kalmaya çalışan binlerce gencin kontrolsüzce adaya yığılması, Kıbrıs’ın yerel işgücü piyasasını da yerle bir ediyor. Kayıtdışılık tavan yaparken, uzmanlaşmış işgücü yerine "sömürülen ucuz işgücü" piyasayı ele geçiriyor. Denetimsizliğin ve rant hırsının geldiği son noktada KKTC yükseköğretim sistemi, meşruiyetini yitirmiş kurumlar üzerinden modern köle ticareti yapıyor. YÖDAK tanınırlığı olmayan okullara kaydedilen yabancı uyruklu öğrenciler, üniversite kampüslerini hiç görmeden fabrikalarda kayıt dışı iş gücü olarak öğütülüyor. Kağıt üzerinde öğrenci görünen bu gençler, sistemin boşluklarından faydalananlar eliyle ağır sanayi ve inşaat sektörünün vicdansız çarklarına terk ediliyor.
TABELA ÜNİVERSİTELERİ DOLUYOR, GELECEK KARARIYOR!
2023, 2024 ve 2025 yıllarını sarsan "Mali Yolsuzluk" ve "Sahte Diploma" skandalları gösteriyor ki; KKTC’de eğitim artık bir ticaret ağına dönüşmüş durumda. Bakanların yönetiminde olduğu, iş insanlarının kasalarını doldurduğu bu sistemde; diploması hiçbir yerde kabul edilmeyen yüzlerce mağdur adalet bekliyor.
Eğitim adası KKTC imajını yerle bir eden, genç insanların hayallerini ve hayatlarını fabrikalar, şantiyeler gibi farklı iş kollarında öğüten ve kaçak göçmen konumuna düşüren bu sömürü çarkı daha ne kadar dönecek? Tabela üniversitelerin kasaları dolarken, adanın geleceği kayıtdışılık ve skandallarla kararıyor.
Sorumlulara ve o "üst düzey" mütevelli üyelerine soruyoruz:
Eğitim adası dediğiniz yer, gençlerin hayallerinin öğütüldüğü bir sömürü pazarı mı?




