Kıbrıs sorununda uzun süredir devam eden çıkmazı aşmak için Birleşmiş Milletler cephesinde yeni bir diplomasi trafiği yaşanıyor. BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Ángela Holguin’in, taraflara sunulmak üzere yeni bir “stratejik anlaşma metni” üzerinde çalıştığı iddiaları, adada siyasi gündemin merkezine oturdu.

Güney Kıbrıs basınında yer alan değerlendirmelere göre, Holguin’in gündemindeki formül klasik federal çözüm modelinden daha gevşek bir yapıya işaret ediyor. Modelin, iki kurucu devlet, sınırlı ortak yetkiler ve siyasi eşitlik arayışı üzerine şekillenebileceği belirtiliyor.

Tartışılan çerçeveye göre günlük yönetim büyük ölçüde iki kurucu devlete bırakılacak, ortak devlet ise dışişleri, savunma, vatandaşlık, ekonomi ve Avrupa Birliği ile ilişkiler gibi sınırlı alanlarda yetkili olacak. Bu yapı, Rum tarafının “işlevsellik” kaygısı ile Türk tarafının “siyasi eşitlik ve ayrı siyasi varlık” talebi arasında bir orta yol arayışı olarak değerlendiriliyor.

Planın en hassas başlıklarından biri ise toprak konusu. Maraş, Güzelyurt ve Mesarya gibi bölgelerin Rum tarafına iadesi karşılığında Türk tarafının uluslararası statüsünü güçlendirecek adımların gündeme gelebileceği konuşuluyor. Türk tarafının uzun süredir dile getirdiği doğrudan ticaret, doğrudan temas ve doğrudan uçuşlardan oluşan “3D” taleplerinin de aşamalı şekilde masaya konabileceği belirtiliyor.

Güvenlik ve garantiler başlığı da en kritik dosyalardan biri olarak öne çıkıyor. Rum tarafı 1960 garanti sisteminin kaldırılmasını isterken, Türk tarafı güvenlik kaygılarının giderilmesini talep ediyor. Bu noktada NATO veya çok uluslu güvenlik formüllerinin tartışılabileceği iddia ediliyor. Ancak Türkiye’nin son dönemde iki devletli çözüm vurgusunu yinelemesi, müzakere zemininin ne kadar dar olduğunu da gösteriyor.

Lefke’de Narkotik Operasyonu: Uyuşturucu ve Hassas Terazi Ele Geçirildi
Lefke’de Narkotik Operasyonu: Uyuşturucu ve Hassas Terazi Ele Geçirildi
İçeriği Görüntüle

Holguin’in temasları sonrası Temmuz veya Ağustos ayında yeni bir gayri resmi 5+1 toplantısının yapılabileceği belirtiliyor. Bu toplantıya iki toplum lideri, üç garantör ülke ve Birleşmiş Milletler’in katılması bekleniyor.

Kıbrıs meselesinde asıl soru ise hâlâ yanıt bekliyor: Ortaya çıkacak formül Rum tarafı için “federasyon”, Türk tarafı için “konfederasyon” olarak okunabilecek kadar esnek mi olacak? Yoksa tarafların kırmızı çizgileri, yeni planı daha masaya gelmeden kilitleyecek mi?

Gelinen noktada Kıbrıs sorununda yeni bir pencere açılmış görünse de, bu pencerenin gerçek bir çözüme mi yoksa yeni bir hayal kırıklığına mı dönüşeceğini, Holguin’in sunacağı metin ve tarafların göstereceği siyasi irade belirleyecek.