Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun "okullarımızı ileri taşıdık" nidalarıyla yazdığı pembe tablolu destanlar, karne gününde acı ve kanlı bir gerçekle darmadağın oldu. Girne Anafartalar Lisesi’nde bugün yaşanan trajik olay, eğitim sisteminin parlatılmış vitrininin arkasındaki çürümüşlüğü ve liyakatsizliğin bedelini bir kez daha masum bir çocuğa ödettiğini gözler önüne serdi.
Karne Günü Dehşet: İkinci Kattan Aşağıya Atladı!
Edinilen bilgilere göre, Girne Anafartalar Lisesi’nde eğitim gören yabancı uyruklu bir öğrenci, karnesini aldıktan hemen sonra okul binasının ikinci katından aşağıya atlayarak intihar girişiminde bulundu. Beton zemine çakılan ve ağır yaralanan talihsiz çocuk, olay yerine gelen ambulansla ivedilikle hastaneye kaldırıldı. Şu an hastanede yaşam mücadelesi veren çocuğun durumu ciddiyetini korurken, bu trajedinin arkasındaki sistemsizlik kamuoyunda infial yarattı.
İngilizce Bilen Çocuğa Türkçe Duvarı: Bu Nasıl Entegrasyon?
Hayatının baharında canına kastedecek noktaya getirilen yabancı uyruklu öğrencinin trajik hikayesi, okullardaki rehberlik ve entegrasyon sisteminin iflas ettiğini tescilledi. Ana dili gibi İngilizce bilen bir çocuğun, hiçbir dil desteği ve adaptasyon süreci olmadan tamamen Türkçe eğitim verilen bir okulda yapayalnız bırakılması akıllara tek bir soru getiriyor: Bu çocuğun eğitim dili neydi, bu sistem onu nereye entegre etmeye çalıştı?
Türkçe bilmeyen bir çocuğun, Türk öğrencilerin ve Türkçe eğitim verilen bir okulda hiçbir özel destek almadan başarıya zorlanması, pedagojik bir cinayettir. Bu sistemde, yabancı uyruklu bir çocuğun kendi kendine var olması zaten imkansızdı; nitekim karne günü gelen o "başarısızlık" belgesi, çocuğu derin bir çaresizliğe ve yok oluşun eşiğine itti.
Karnedeki Gizli İtiraf: Öğretmenler Yetersiz, Sistem Çaresiz!
Öğrencinin ders notları incelendiğinde ortaya çıkan acı gerçek, eğitim sistemine tokat gibi inen bir itiraftır: Çocuğun sadece İngilizce dersi yüksek, diğer tüm dersleri ise düşük not olması. Bu tablo net bir gerçeği haykırıyor:
-
Okullardaki öğretmenler, yabancı uyruklu öğrencilere İngilizce ders anlatmakta ve onlarla iletişim kurmakta tamamen yetersiz kalmıştır.
-
Sınıfta yabancı öğrenciye yönelik hiçbir özel müfredat veya yaklaşım uygulanmamıştır.
-
Eğitim kadrosu bu konuda vizyonsuz ve donanımsız bırakılmıştır.
Öğretmenlerin yabancı bir öğrenciye dersi anlatamaması, onun dil bariyerini aşmasına yardım edememesi liyakatsizliğin en somut kanıtıdır. Sınıfta yok sayılan, dili anlaşılmayan, derslerde dışlanan ve karne günü bu dışlanmışlığı yüzüne vurulan bir çocuğun çığlığını kimse duymadı!
"Liyakatsizliğin Bedelini Küçük Bir Beden mi Ödeyecek?"
Bakan Çavuşoğlu koltuğunda oturup başarı nutukları atarken, okullardaki bu yönetimsel körlük gencecik bir canı hastane odasında yaşam savaşı vermeye mahkum etti. Eğitim sendikaları ve kamuoyu şimdi tek bir ağızdan haykırıyor: Liyakatsiz kadrolarınızın, vizyonsuz eğitim politikalarınızın ve koltuk sevdanızın bedelini neden küçük bir beden ödemeye kalktı?
Yabancı uyruklu öğrencileri sisteme entegre edemeyen, onlara kendi dillerinde eğitim desteği sunamayan ve onları akademik başarısızlığın pençesinde yapayalnız bırakan Milli Eğitim Bakanlığı, Girne Anafartalar Lisesi'nin zeminine dökülen o kanın baş sorumlusudur.
Destanlar yalan oldu, geriye sadece liyakatsizliğin kurbanı olan ve şu an hastanede yaşam mücadelesi veren masum bir çocuğun ahı kaldı. Bakanlık koltuğunda oturanlar bu sessiz çığlığın hesabını ne zaman verecek?





