Ortaya atılan iddialara göre, bölgede bulunan yabancı uyruklu bir kişiyle temas kurduğu öne sürülen çok sayıda vatandaşın risk altında olabileceği konuşuluyor. Ancak şu ana kadar bu rakamları doğrulayan resmi, net ve kapsamlı bir açıklama yapılmış değil.
Tam da bu noktada asıl sorun başlıyor. Halk sağlığını ilgilendiren böylesine hassas bir konuda söylentilerin, fısıltıların ve sosyal medya iddialarının resmi açıklamaların önüne geçmesi kabul edilemez. Kamuoyu panikle değil, bilimsel bilgiyle yönetilmelidir.
Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, yaptığı açıklamada HIV/AIDS’in bulaşma yollarının bilindiğini, korunmasız ilişkilerin risk oluşturduğunu ve şüphe duyan kişilerin sağlık kuruluşlarına başvurarak test yaptırması gerektiğini belirtti. Ancak bölgede yaşanan endişe, yalnızca bireylerin test yaptırması çağrısıyla geçiştirilemeyecek kadar ciddidir.
Bugün Lefke’de sorulan soru nettir: Temaslı takibi yapılıyor mu? Risk altında olabileceği düşünülen kişilere ulaşıldı mı? Sağlık Bakanlığı bölgede bilgilendirme, test ve danışmanlık hizmeti başlattı mı? Yoksa toplum yine söylentilerin, korkunun ve belirsizliğin ortasında mı bırakıldı?
HIV, doğru bilgi, erken tanı ve düzenli tedaviyle yönetilebilen bir sağlık konusudur. Ancak yanlış yönetilen kriz iletişimi, virüsten daha hızlı yayılan bir paniğe neden olur. Halkı damgalamadan, kişileri hedef göstermeden ama gerçeği de gizlemeden açıklama yapmak devletin görevidir.
Sağlık Bakanlığı’nın görevi yalnızca “panik yapmayın” demek değildir. Bakanlığın görevi; şeffaf olmak, bilimsel veriyi paylaşmak, test noktalarını duyurmak, temaslı takibini sağlamak ve toplumun kafasındaki soruları yanıtsız bırakmamaktır.
Lefke’de yaşanan bu süreç, KKTC sağlık sisteminin kriz yönetimi açısından ciddi bir sınavıdır. Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek ve ilgili makamlar, kamuoyuna açık, net ve tatmin edici bir açıklama yapmak zorundadır.
Çünkü halk sağlığında sessizlik, çoğu zaman paniği büyütür.





