Tulunoğlu, doğumsal kalp hastalıklarının kalbin odacıkları, kapakçıkları veya ana damarlarındaki gelişim kusurlarını kapsadığını ve bebeklerde en sık görülen doğumsal anomali türü olduğunu ifade etti. Dünya ve Türkiye verilerine göre her 100 canlı doğumdan birinde doğumsal kalp hastalığı görüldüğünü aktaran Tulunoğlu, bu bebeklerin yaklaşık yüzde 25’inin ilk yıl içinde acil müdahale gerektirdiğini söyledi.
Bu oranın KKTC için de geçerli olduğuna dikkat çeken Tulunoğlu, KKTC İstatistik Kurumu’nun 2024 verilerine göre ülkede 3 bin 382 canlı doğum gerçekleştiğini, buna bağlı olarak doğumsal kalp hastalığıyla doğan bebek sayısının en az 30–40 civarında olduğunun öngörüldüğünü kaydetti.
Erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Tulunoğlu, şüpheli durumlarda gebeliğin 18–24’üncü haftalarında fetal ekokardiyografi ile bebeğin kalbinin ayrıntılı olarak incelendiğini söyledi. Yeni doğanlarda ise kritik kalp hastalıklarını saptamak amacıyla ağrısız ve hızlı bir yöntem olan pulse oksimetri taramasının uygulandığını belirtti.
Tulunoğlu, bazı bebeklerin dışarıdan sağlıklı görünmesine rağmen bu testlerle gizli kalmış ve acil müdahale gerektiren sorunların erken dönemde tespit edilebildiğine dikkat çekti. Ailelerin beslenme sırasında çabuk yorulma, terleme, morarma, nefes darlığı, hızlı solunum, kilo alamama ve büyüme geriliği gibi belirtilere karşı uyanık olması gerektiğini ifade etti.
Her doğumsal kalp hastalığının ameliyat gerektirmediğini de belirten Tulunoğlu, hastalığın türüne ve şiddetine göre farklı tedavi yöntemleri uygulandığını, bazı küçük kalp deliklerinin çocuk büyüdükçe kendiliğinden kapanabildiğini söyledi. Tulunoğlu, erken teşhis ve doğru müdahalenin sağlıklı bir gelecek için büyük önem taşıdığını vurguladı.