Girne’de genç bir kadına yönelik ağır cinsel saldırı davasında beş sanık, 10 ila 12 yıl arasında değişen hapis cezalarına mahkûm edildi. Girne Ağır Ceza Mahkemesi, Y.A. ve İ.A.’ya 12’şer yıl, B.Y.’ye 11 yıl, Ş.K. ile Z.K.’ye ise 10’ar yıl hapis cezası verdi.
Ancak mahkûmiyet kararı, dosyanın üzerindeki bütün soru işaretlerini ortadan kaldırmadı. Mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi veya ifadesini değiştirmesi amacıyla 10 bin dolar teklif edildiği iddiası, yargılama sürecinin en karanlık başlıklarından biri olarak ortada duruyor.
Polisin 2024 yılında mahkemeye aktardığı bilgilere göre avukat M. Ş. ile C. A. , M. K. ve M. Y. hakkında, adaletin gerçekleşmesini engellemeye yönelik birlikte hareket ettikleri iddiasıyla soruşturma yürütüldü. Dört kişi bir süre tutuklu kaldıktan sonra teminatla serbest bırakıldı. M.Ş ise suçlamaları reddederek kendisine iftira atıldığını savundu.
Hakkında kesinleşmiş bir hüküm bulunmayan hiç kimse suçlu ilan edilemez. Ancak bu hukuk ilkesi, böylesine ağır iddiaların sessizliğe gömülmesine gerekçe yapılamaz. Para teklifinin kim tarafından, kimin talimatıyla ve hangi bağlantılar üzerinden yapıldığı kamuoyuna açıklanmalıdır.
Mağdurun ve ailesinin tehdit edildiği, annesi adına kayıtlı aracın kundaklandığı yönündeki beyanlar da dosyanın yalnızca bir cinsel saldırı davasından ibaret olmadığını gösteriyor. Aracın kimler tarafından yakıldığı kesinleşmemiş olsa da, mağduru korkutmaya ve adaletten uzaklaştırmaya yönelik her iddia etkili biçimde soruşturulmalıdır.
Beş sanığa verilen cezalar önemli bir adımdır; fakat adalet, yalnızca doğrudan failleri cezalandırmakla tamamlanmaz. Mağduru parayla susturmaya, tehditle sindirmeye veya yargılamayı etkilemeye çalışanlar varsa, onlar da bütün bağlantılarıyla ortaya çıkarılmalıdır.




