Başbakan Ünal Üstel, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün 10’uncu yılı dolayısıyla Lefkoşa’da düzenlenen panelde yaptığı konuşmada, 15 Temmuz’un demokratik iradenin korunması bakımından tarihî bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Üstel, devletin gücünün halkıyla birlikte hareket edebilmesinden kaynaklandığını vurguladı.
Lefkoşa’da, “Millî İrade ve Demokratik Direnç: 10. Yılında 15 Temmuz Paneli” başlığıyla gerçekleştirilen etkinlikte konuşan Başbakan Ünal Üstel, Türkiye ile Kıbrıs Türk halkı arasındaki ilişkinin yalnızca diplomatik bağlarla sınırlı olmadığını belirtti. Üstel, iki halkın ortak tarih, kader ve gelecek anlayışıyla birbirine bağlı olduğunu ifade etti.
Panelin hazırlanmasına katkı sağlayan Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği, Büyükelçi Ali Murat Başçeri ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına teşekkür eden Üstel, 15 Temmuz 2016 gecesi yaşananların aradan geçen yıllara rağmen toplumsal hafızadaki yerini koruduğunu kaydetti.
“Devlet ve Millet Birlikte Direndi”
15 Temmuz’un yalnızca bir darbe teşebbüsü olarak değerlendirilemeyeceğini dile getiren Üstel, o gecenin halkın demokratik iradesine sahip çıktığı büyük bir direniş olarak tarihe geçtiğini söyledi.
Silahlı unsurların karşısında halkın kararlı bir duruş sergilediğini belirten Üstel, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısının ardından milyonlarca kişinin meydanlara çıkarak seçilmiş yönetime ve demokratik düzene destek verdiğini ifade etti.
Üstel, demokrasinin sadece seçimlerden ibaret olmadığını, halkın iradesini her koşulda koruyabilme kararlılığının da demokratik düzenin temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Başbakan Üstel, “Hiçbir güç millet iradesinin üzerinde değildir” mesajını yineledi.
1974 ve 2016 Arasında Tarihî Bağ Kurdu
Kıbrıs Türk halkının millî iradeye ve varoluş mücadelesine sahip çıkma konusunda güçlü bir tarihsel deneyime sahip olduğunu söyleyen Üstel, 1963’te verilen varoluş mücadelesine ve 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’na dikkat çekti.
15 Temmuz 1974’te Yunan cuntasının Kıbrıs’ta gerçekleştirdiği darbenin, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini ve geleceğini tehdit ettiğini belirten Üstel, Türkiye’nin müdahalesinin adada güvenliğin ve barış ortamının yeniden kurulmasının önünü açtığını kaydetti.
Üstel, 15 Temmuz tarihinin Kıbrıs Türk halkı açısından hem 1974’ü hem de 2016’yı hatırlattığını, her iki dönemde de halk iradesinin hedef alındığını söyledi.
“Güçlü Devlet, Halkıyla Birlikte Hareket Eder”
15 Temmuz sonrasında Türkiye’nin kurumlarını güçlendirdiğini, devlet kapasitesini geliştirdiğini ve savunma sanayisinde önemli ilerlemeler kaydettiğini ifade eden Üstel, bu sürecin temelinde halkın iradesine duyulan güvenin bulunduğunu belirtti.
Devlet gücünün yalnızca askerî imkânlarla ölçülemeyeceğini dile getiren Üstel, halkıyla ortak hareket edebilen, kurumlarıyla dayanışma içinde olan devletlerin daha güçlü olduğunu söyledi.
Dezenformasyona Karşı Doğru Bilgi Vurgusu
Günümüzde mücadelelerin yalnızca sahada değil, dijital platformlarda ve bilgi alanında da sürdürüldüğüne işaret eden Üstel, hakikatin doğru biçimde aktarılmasının büyük önem taşıdığını belirtti.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının 15 Temmuz’a ilişkin belge ve tanıklıkları uluslararası kamuoyuna aktardığını ifade eden Üstel, doğru bilgiyle desteklenmeyen gerçeklerin dezenformasyona açık hâle gelebileceğini söyledi.
Üstel, ortak tarihin gelecek kuşaklara doğru ve eksiksiz biçimde aktarılması gerektiğini vurgulayarak konuşmasını 15 Temmuz ve 1974 şehitlerini anıp gazilere teşekkür ederek tamamladı.