Vatandaş, sitesinin ya da binasının ana deposuna özel tankerle su almak zorunda kalıyor. Tankerle gelen bu suya yüksek ücret ödeniyor. Ancak iş bununla da bitmiyor. O su daha sonra evlere belediyenin sayaçlarından veriliyor ve vatandaş aynı su için bir kez daha para ödüyor.
Yani halk, aynı suya iki kez ödeme yapmaya mecbur bırakılıyor. Önce tankere, sonra belediye sayacına. Bu ne mantıktır ne de adalettir. Bu, açık açık fırsatçılıktır.
Su yokluğunu kazanca çeviren bu düzen, insanların temel ihtiyacı üzerinden para kazanmayı normalleştirdi. İnsanlar susuz kalmamak için mecburen bu sistemi kabul etmek zorunda bırakılıyor.
Bu tablo, suyun bile karaborsaya düştüğünü gösteriyor. Yokluğun üstüne kurulan bu düzen, ne vicdana sığar ne de kamu yararına. Yetkililerin suskunluğu ise bu düzeni daha da cesaretlendiriyor.