Öztürkler, Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulidis ile Rum Meclis Başkanı Annita Dimitriu’nun açıklamalarına tepki göstererek, Kıbrıs Türk tarafına yönelik izolasyonların kaldırılması gerektiğini savundu. Annan Planı döneminde verilen sözlerin tutulmadığını belirten Öztürkler, doğrudan ticaret, serbest dolaşım ve Kıbrıslı Türk sporcuların kendi bayraklarıyla uluslararası organizasyonlara katılması gibi adımların artık hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Ancak açıklamanın tonu yalnızca diplomatik çağrıyla sınırlı kalmadı. Rum tarafında Girne, Maraş, Karpaz ve Güzelyurt üzerinden yapılan söylemleri “hayal dünyası” olarak nitelendiren Öztürkler, bu hedeflerin artık yalnızca şarkı ve marşlarda kalacağını savundu. Türkiye ile Güney Kıbrıs’ın askeri güçlerinin kıyaslanamayacağını ileri sürerek, Rum tarafının farklı ülkelerle kurduğu askeri ilişkilerin sonuç getirmeyeceğini iddia etti.
Bir taraftan “anlaşmadan yanayım” mesajı veren Öztürkler’in, diğer taraftan karşı tarafa yönelik son derece sert ve meydan okuyan ifadeler kullanması ise dikkat çekti. Kıbrıs sorununda yarım asrı aşan çıkmazın yalnızca sloganlarla, askeri güç kıyaslamalarıyla ya da karşılıklı suçlamalarla çözülemeyeceği ortada. AB ve BM’ye “silkinin” demek kolay; asıl mesele, Kıbrıs Türk halkının siyasi ve ekonomik geleceğini güçlendirecek somut bir yol haritası ortaya koyabilmek.
Öztürkler ayrıca CTP’nin Meclis’i olağanüstü toplantıya çağırmasına saygı duyduğunu belirterek hükümet, polis, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ve ilgili bakanlıkların güvenlik konusunda çalışma yürüttüğünü söyledi. Düzensiz Göçle Mücadele Merkezi’nin faaliyetlerine de değinen Öztürkler, KKTC’nin güvenli bir ülke olduğunu savundu.
Ancak güvenlik tartışmalarının büyüdüğü, Meclis’in olağanüstü toplantıya çağrıldığı bir dönemde yalnızca “KKTC güvenlidir” demek kamuoyunun tüm soru işaretlerini ortadan kaldırmıyor. Vatandaşın beklentisi güvenlik konusunda slogan değil; ölçülebilir sonuç, denetim ve hesap verebilirlik.
Öztürkler konuşmasının sonunda UBP’ye yönelik ilginin arttığını da savundu. Böylece dış politika, güvenlik ve toplumsal sorunlarla başlayan açıklama yeniden iç siyasette parti performansına bağlandı.
Kısacası Meclis Başkanı’nın mesajı net: AB ve BM gerçekleri görsün. Ancak kamuoyu da aynı soruyu iktidara yöneltme hakkına sahip: Peki yıllardır içeride biriken ekonomik, sosyal ve güvenlik sorunlarının gerçeklerini kim görecek?