KIBRIS

Medya Etik Kurulu'ndan yasaya çok sert tepki

Medya Etik Kurulu olarak, Ceza Muhakemeleri Değişiklik Yasası kapsamında kabul edilen ve devam eden cezai yargılamalara ilişkin haberlerde açık isim ve fotoğraf kullanımını suç haline getiren düzenlemeyi kaygıyla karşılamaktayız.

Medya Etik Kurulu olarak, Ceza Muhakemeleri Değişiklik Yasası kapsamında kabul edilen ve devam eden cezai yargılamalara ilişkin haberlerde açık isim ve fotoğraf kullanımını suç haline getiren düzenlemeyi kaygıyla karşılamaktayız.

Söz konusu düzenleme, kamuoyuna “masumiyet karinesinin korunması” gerekçesiyle sunulmuş olsa da, mevcut haliyle kamusal denetimi zayıflatan bir araca dönüşmüştür. Masumiyet karinesi, bireyin peşinen suçlu ilan edilmesini engelleyen temel bir ilkedir. Ancak bu ilke, kamu yararı taşıyan bilgilerin toplumla paylaşılmasını engelleyecek şekilde yorumlanmamalı ve uygulanmamalıdır.

Özellikle kamu görevi yürüten, kamu gücü kullanan veya kamusal etki alanı bulunan kişiler söz konusu olduğunda, yargı süreçlerinin şeffaf biçimde izlenmesi demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Rüşvet, yolsuzluk, görevi kötüye kullanma ve benzeri iddialar, doğası gereği hem yargının hem de kamunun denetimine açık olmalıdır. Bu tür dosyalarda isim ve bağlamdan arındırılmış bir habercilik, kamusal tartışmayı anlamsızlaştıracak, hesap verebilirlik mekanizmalarını işlevsiz hale getirecektir.

AİHM içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir haberin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinde, ilgili kişinin tanınırlığı, haberin konusu, içeriği, biçimi, bağlamı ve kamu yararına katkısı belirleyici unsurlar arasındadır. Kamuyu ilgilendiren konularda yürütülen yargı süreçlerinin haberleştirilmesi, bu çerçevede ifade özgürlüğünün koruma alanı içerisindedir.

Getirilen düzenleme ise bu dengeyi gözetmemekte, gazetecileri doğrudan cezai yaptırım tehdidi altında bırakarak fiili bir oto-sansür ortamı yaratmaktadır. Haber yapma pratiğinin cezalandırılabilir hale getirilmesi, yalnızca basın özgürlüğünü değil, toplumun haber alma hakkını da doğrudan ihlal etmektedir.

Kamu yararı taşıyan yargı süreçlerinin görünür kılınması, gazeteciliğin temel işlevlerinden biridir. Basının görevi yargı dağıtmak değil, toplumu bilgilendirmektir. Bu işlevin cezai yaptırımlarla sınırlandırılması demokratik toplum düzeni ile bağdaşmaz.

Bu çerçevede, Cumhurbaşkanı’na bir çağrıda bulunuyoruz:

Söz konusu düzenlemenin, ifade ve basın özgürlüğü ile masumiyet karinesi arasındaki hassas dengeyi gözetmediği açıktır. Bu nedenle, yasanın yeniden değerlendirilmek üzere iade edilmesi ve ilgili tüm tarafların katılımıyla, uluslararası hukuk ve demokratik standartlara uygun bir biçimde yeniden ele alınmasına katkı sağlanması büyük önem taşımaktadır.