Ailelerin bir bölümü, tedavi sırasında kendilerine sunulan sperm veya yumurta donörü profilleri ile çocuklarının genetik sonuçlarının uyuşmadığını öne sürüyor. Şüphelerin ardından bazı aileler DNA testlerine başvururken, incelenen 30 çocuktan 11’inin test edildiği ve bazı sonuçlarda seçildiği belirtilen donörlerle uyumsuzluk tespit edildiği aktarılıyor.
İddiaların en dikkat çekici boyutlarından biri ise 30 şüpheli vakadan 15’inin aynı merkezde tedavi görmüş olması. Araştırmada bazı sağlık çalışanlarının ve merkez görevlilerinin isimleri de yer alırken, iddiaların yöneltildiği Dr. Firdevs Uğuz Tip usulsüzlük suçlamalarını reddetti. Diğer bazı isimlerin ise araştırma kapsamında yöneltilen sorulara yanıt vermediği belirtildi.
Ailelerin kaygısı yalnızca biyolojik köken meselesiyle sınırlı değil. Gerçek donörün kimliğinin bilinmemesinin, çocukların kalıtsal hastalıklar ve genetik sağlık geçmişlerine ilişkin önemli belirsizlikler yaratabileceği ifade ediliyor.
İlk iddiaların ardından KKTC Sağlık Bakanlığı tüp bebek merkezlerine ilişkin inceleme başlatmıştı. Şüpheli vaka sayısının 7’den 30’a yükseldiği yönündeki yeni bilgiler ise gözleri yeniden Bakanlığa çevirdi.
Şimdi kamuoyunun yanıt beklediği soru net: Soruşturmanın kapsamı genişletilecek mi ve iddiaların tamamı bağımsız, şeffaf ve bilimsel yöntemlerle incelenecek mi?