ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası bölgede deniz trafiği ciddi ölçüde aksadı. Bu süreçte yalnızca belirli ülkelerin gemilerine geçiş izni verilirken, diğer gemiler sıkı kontrollerle ilerleyebiliyor.
Yaşanan gelişmeler günlük yaklaşık 15 milyon varil ham petrol sevkiyatını riske atarken, petrol fiyatları kısa sürede 70 dolardan 120 dolara yükseldi. Bu artış yüzde 70’e yakın bir sıçrama anlamına geliyor. Avrupa’da doğalgaz fiyatları da ciddi şekilde yükselerek TTF kontratlarında 30 eurodan 60-70 euro seviyesine çıktı.
Uluslararası Enerji Ajansı üyesi ülkeler yaklaşık 400 milyon varillik acil petrol stoklarını devreye alarak piyasaya ek arz sağlamaya çalışsa da, savaş endişeleri enerji piyasalarında dalgalanmayı sürdürüyor.
Hürmüz Boğazı’na bağımlılığı azaltacak alternatif güzergahlar bulunsa da mevcut kapasiteler sınırlı kalıyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nin Abu Dabi-Füceyre hattı günlük 1,1 milyon varil kapasiteye sahip olup ek 700 bin varil artırılabiliyor. Suudi Arabistan’ın doğu-batı petrol boru hattı yaklaşık 5 milyon varil kapasite sunarken, Abkayk-Yanbu hattı ise günlük 300 bin varil taşıma kapasitesiyle çalışıyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı üzerinden günlük 1,5 milyon varil taşıma kapasitesine dikkat çekti. Bayraktar, ayrıca Katar gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılmasının önemli bir stratejik fırsat oluşturabileceğini ifade etti.
Türkiye’nin Rus gazı sevkiyatındaki rolü de giderek artıyor. Mart ayında TürkAkım üzerinden günlük 55 milyon metreküp gaz taşınırken, bu rakam yıllık bazda yüzde 22’lik artışa işaret ediyor.
Uzmanlara göre Hürmüz’de yaşanabilecek uzun süreli kesintiler enerji fiyatlarını daha da artıracak, stratejik rezervlere olan bağımlılığı yükseltecek ve enerji güvenliği konusundaki endişeleri büyütecek. Bu süreçte Türkiye’nin Hazar, Orta Doğu ve Avrupa’yı birbirine bağlayan transit koridor rolünü güçlendirme potansiyeli dikkat çekiyor.
Öte yandan mevcut altyapının kısa vadede büyük kesintileri tamamen telafi etmesinin zor olduğu belirtilirken, kriz aynı zamanda yenilenebilir enerji yatırımları, LNG tedariki ve alternatif taşımacılık koridorları için yeni fırsatlar da yaratıyor.
Tüm bu gelişmeler ışığında Türkiye, Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizliklerin yarattığı enerji krizinde orta vadede stratejik bir alternatif olarak öne çıkıyor.