KIBRIS

Geçitkale-Serdarlı-Tatlısu Hattında Yapılaşma Alarmı

Kuzey Kıbrıs’ta özellikle Tatlısu, Geçitkale ve Serdarlı hattında yükselen inşaat projeleri, bölge halkının tepkisini ve çok sayıda soru işaretini beraberinde getirdi.

Kuzey Kıbrıs’ta özellikle Tatlısu, Geçitkale ve Serdarlı hattında yükselen inşaat projeleri, bölge halkının tepkisini ve çok sayıda soru işaretini beraberinde getirdi.

Kayım İnşaat, Döveç, Evergreen ve Aderans gibi şirketlerin adının geçtiği bölgede, son yıllarda artan yüksek katlı yapılaşma, sahil şeritlerine yakın alanlardaki müdahaleler, imar izinleri, denetim eksikliği iddiaları ve iş güvenliği tartışmaları kamuoyunun gündeminde.

Vatandaşın sorduğu soru çok net: Bu bölgede inşaat izinleri hangi kriterlere göre veriliyor? Yüksek katlı yapılaşmanın yasal zemini nedir? Kıyı şeritleri, halkın ortak kullanım alanları ve doğal doku yeterince korunuyor mu?

Tatlısu’da geçmişte yaşanan iş kazaları ve inşaat alanlarında genç işçilerin hayatını kaybetmesi, konuyu yalnızca imar tartışması olmaktan çıkarıp ciddi bir kamu güvenliği meselesine dönüştürüyor. Eğer bir bölgede inşaatlar hızla yükselirken denetim, iş güvenliği ve yasal izin süreçleri kamuoyuna açık şekilde izah edilmiyorsa, burada şeffaflık sorunu vardır.

İddiaların odağında ise yalnızca şirketler değil; merkezi hükümet, yerel yönetimler, kaymakamlık, şehir planlama ve ilgili denetim makamları da bulunuyor. İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu, Mağusa Kaymakamı Özden Keser, Tatlısu Belediye Başkanı Hayri Orçan, şehir planlama süreçlerinde adı geçen Harun Orçan ve bölgesel idari sorumluların bu tartışmalar karşısında kamuoyuna açık, net ve belgeli açıklama yapması bekleniyor.

Bugün kamuoyunun güven sorunu büyümüş durumda. Vatandaş, “Kim izin verdi?”, “Kim denetledi?”, “Kim görmezden geldi?”, “Bu yapılaşmanın arkasında hangi ilişkiler ağı var?” sorularına yanıt istiyor.

Tatlısu, Geçitkale ve Serdarlı hattındaki yapılaşma tartışmaları artık ertelenemez. İlgili makamlar, bölgede verilen tüm inşaat izinlerini, kat izinlerini, çevre ve kıyı kullanım süreçlerini, iş güvenliği denetimlerini ve varsa devam eden soruşturmaları kamuoyuyla paylaşmalıdır.

Çünkü mesele yalnızca bina yapmak değildir. Mesele; doğanın, kıyıların, işçilerin, halkın ve kamusal güvenin korunup korunmadığıdır.

Kamuoyu şimdi tek bir sorunun cevabını bekliyor: Patron kim?