GÜNDEM

“Devlet olmak imza değil, yönetebilmektir”

Eski Maliye Bakanı Birikim Özgür, su anlaşması ve fiber optik protokolü üzerinden yürütülen tartışmalara ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu

Özgür, CTP’nin geçmişte Türkiye’den borularla getirilen su projesine karşı olduğu yönündeki iddiaları reddederek, itirazlarının suyun gelmesine değil yönetim modeline yönelik olduğunu söyledi.

“Suya değil, yönetim modeline itiraz ettik”

Özgür, suyun adaya ulaşmasının tarihî bir altyapı başarısı olduğunu belirterek, asıl mücadelenin suyun kim tarafından ve hangi modelle yönetileceği konusunda verildiğini ifade etti. Amaçlarının, ülkenin kendi suyu üzerindeki söz hakkını güvence altına almak olduğunu vurguladı.

Türkiye tarafından hazırlanan ilk taslakta “Yap-İşlet-Devret” modelinin öngörüldüğünü hatırlatan Özgür, bunun stratejik bir doğal kaynağın uzun yıllar ticari operatörlerin kontrolüne girmesi anlamına geldiğini söyledi. Yapılan istişareler sonucunda modelin Kamu-Özel Ortaklığı çerçevesine dönüştürüldüğünü ve kamunun belirleyici rolünün güçlendirildiğini savundu.

Mülkiyet, ihale ve fiyatlandırmada değişiklikler

Özgür’e göre ilk taslakta suyun doğrudan işletmeciye teslim edilmesi planlanırken, son düzenlemede suyun önce idareye teslim edilmesi sağlandı. Bu değişikliğin egemenlik açısından kritik olduğunu belirtti.

İhale sürecinde de önemli bir değişiklik yapıldığını ifade eden Özgür, ilk taslakta sürecin ortak yürütülmesinin planlandığını, ancak son modelde yetkinin KKTC Merkezi İhale Komisyonu’na devredildiğini söyledi.

Fiyatlandırma konusunda ise ilk taslakta bedelin ihale sonucuna bırakıldığını, son düzenlemede fiyat belirleme yetkisinin Su Kurumu’na verilerek kamusal denetimin sağlandığını kaydetti. Tahsilatın da işletmeciler yerine kamu kurumları tarafından yapılmasının kararlaştırıldığını belirtti.

“Asıl soru: Neden uygulanmadı?”

Özgür, 2016’dan bu yana UBP’nin büyük ölçüde iktidarda olduğunu ancak anlaşmanın uygulanması ve su yönetiminin devralınması konusunda somut adım atılmadığını savundu. Geçici olması gereken DSİ işletmesinin fiilen kalıcı hale geldiğini ifade ederek, bunun hem Türkiye’ye verilen taahhütler hem de Kıbrıs Türk halkının kendi suyunu yönetme hakkı açısından sorun yarattığını dile getirdi.

“Devlet olmak imza atmakla değil, o imzanın gereğini yerine getirebilmekle ölçülür” diyen Özgür, tartışmanın suyun gelmesi değil, yönetim yetkisinin devralınması meselesi olduğunu söyledi.

Fiber tartışması: “Dijital egemenlik meselesi”

Özgür, fiber optik altyapı konusunun da yalnızca teknik bir yatırım olarak ele alınamayacağını belirtti. Fiber meselesinin ülkenin dijital egemenliği, rekabet gücü ve inovasyon kapasitesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı.

Dijital dönüşümün sadece internet hızını artırmak anlamına gelmediğini kaydeden Özgür, bunun devletin karar alma mekanizmalarından ekonomik yapıya kadar kapsamlı bir değişimi ifade ettiğini söyledi. Gerçek liderliğin, altyapıyı kurmanın ötesinde o altyapı üzerinde yükselecek dijital devlet ve dijital ekonomi modelini tasarlayabilme kapasitesi olduğunu dile getirdi.