Ercan Havalimanı’nda birkaç hafta önce bir bakanın oğlunun embriyolarla yakalandığı ve olayın ardından Sağlık Bakanlığı’ndan onay belgesi çıkarıldığı yönündeki ağır iddialar hâlâ kamuoyuna açıklanmış değil. Bugün ise aynı Ercan’da, aralarında acil vakalara ait olanların da bulunduğu bine yakın kan tahlili numunesi, değişen kargo prosedürleri nedeniyle yaklaşık bir haftadır Türkiye’ye gönderilemiyor. Ortaya çıkan tablo tek bir soruyu dayatıyor: Kurallar gerçekten herkese eşit mi uygulanıyor?
Ercan Havalimanı bu kez bir ulaşım sorunuyla değil, doğrudan vatandaşın sağlığını ilgilendiren ciddi bir krizle gündemde.
Türkiye Sivil Havacılık makamlarının gerçekleştirdiği denetimlerin ardından kargo taşımacılığına ilişkin prosedürlerde değişikliğe gidildi. Yeni prosedürlerin henüz tamamlanamaması nedeniyle başta Türk Hava Yolları olmak üzere kargo taşıyan havayollarının yaklaşık bir haftadır kan tahlili numunelerini Türkiye’ye ulaştıramadığı belirtiliyor. Ercan’da bekleyen numune sayısının bine yaklaştığı ve bunların arasında acil nitelikte olanların da bulunduğu bildiriliyor.
Bunlar herhangi bir ticari kargo değil.
Hastaların teşhis ve tedavi süreçlerinde kullanılmak üzere Türkiye’deki laboratuvarlara gönderilmesi gereken kan numuneleri.
Ve yaklaşık bir haftadır Ercan’dan çıkamıyorlar. (KP)
BİR YANDA EMBRİYO İDDİASI, DİĞER YANDA BİN HASTANIN NUMUNESİ
İşte tam bu noktada Ercan’da birkaç hafta önce yaşandığı ileri sürülen başka bir olay yeniden hatırlanmak zorunda.
Topuz Gazetesi, 15 Temmuz’da yayımladığı haberde, bir bakanın oğlunun embriyoları yasa dışı biçimde yurt dışına çıkarmaya çalışırken Ercan’da yakalandığını, ancak hakkında herhangi bir adli işlem yapılmadığını ileri sürdü. Haberde ayrıca yakalanmanın ardından Sağlık Bakanlığı’ndan bir onay belgesinin hazırlanarak yetkililere sunulduğu iddia edildi.
Ve aradan geçen zamana rağmen kamuoyunun önüne olayın bütün ayrıntılarını ortaya koyan resmi bir açıklama konulmuş değil.
Belge gerçekten var mıydı?
Varsa hangi tarihte ve hangi saatte düzenlendi?
Yakalanmadan önce mi, sonra mı hazırlandı?
Kim imzaladı?
Olayla ilgili neden adli işlem yapılmadığı iddiasına ne cevap veriliyor?
Bu sorular cevapsız kaldığı sürece, bugün Ercan’da yaşanan kan numunesi krizi çok daha ağır bir anlam kazanıyor.
EMBRİYO İÇİN “SONRADAN ONAY” İDDİASI, HASTANIN KANINA PROSEDÜR DUVARI
Ortada dikkat çekici bir çelişki var.
Bir tarafta, bir bakanın oğluyla ilgili embriyo olayında yakalanmanın ardından onay belgesi çıkarıldığı yönünde kamuoyuna yansımış ciddi bir iddia bulunuyor.
Diğer tarafta ise bugün sıradan vatandaşların, hastaların ve ailelerin kan numuneleri için aynı sistemin söylediği şey şu:
“Prosedür tamamlanmadı, geçemezsiniz.”
İşte kamuoyunun sorgulaması gereken nokta tam olarak budur.
Makamı, bağlantısı, siyasi gücü olmayan vatandaş söz konusu olduğunda prosedürün bütün ağırlığı eksiksiz uygulanırken; siyasi nüfuz sahibi bir aile söz konusu olduğunda prosedürlerin sonradan tamamlandığı iddiası doğruysa, bunun adı artık basit bir bürokratik aksaklık değildir.
Bunun adı eşitlik ve kamu yönetimi sorunudur.
MAYIS AYINDAKİ EMBRİYO OLAYINDA İSE TUTUKLAMA YAPILMIŞTI
Üstelik embriyo meselesi Ercan için yeni değil.
19 Mayıs 2026’da İsrail vatandaşı bir kurye, dört embriyoyu özel bir tank içerisinde gerekli izin tamamlanmadan KKTC dışına çıkarmaya çalışırken Ercan Havalimanı’nda yakalandı. Polis soruşturması sonucunda kurye ile embriyoların alındığı tüp bebek merkezinde görevli iki kişi hakkında işlem yapıldı; kurye tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderildi.
Sağlık Bakanlığı da söz konusu dört embriyo için başvuru yapıldığını ancak İzin Koordinasyon Kurulu’nun onayı tamamlanmadan çıkış girişiminde bulunulduğunu açıklamıştı.
Yani devlet, birkaç ay önce “izin tamamlanmadan embriyo çıkarılamaz” diyerek soruşturma yürüttü.
Bugün ise kamuoyunun önünde yanıtlanmayı bekleyen soru çok daha çarpıcı:
Bir bakanın oğluyla ilgili ileri sürülen olayda aynı kurallar neden uygulanmadı? Uygulandıysa ilgili belgeler neden kamuoyuyla paylaşılmıyor?
VATANDAŞIN KANI ERCAN’DA NEDEN BİR HAFTADIR BEKLİYOR?
Şimdi gelelim bugünkü krize.
Yeni kargo prosedürlerinin uygulanacağı belli olduğunda Sağlık Bakanlığı neden önceden devreye girmedi?
Türkiye’ye düzenli olarak tıbbi numune gönderildiği bilinmiyor muydu?
Havayolları ve laboratuvarlar neden önceden bilgilendirilmedi?
Acil tıbbi numuneler için geçici bir taşıma mekanizması neden oluşturulmadı?
Bine yaklaşan numunenin uygun koşullarda muhafaza edilip edilmediği kontrol ediliyor mu?
Bekleme nedeniyle yeniden numune alınması gereken hasta olacak mı?
Ve en önemlisi:
Bu gecikme nedeniyle teşhis veya tedavisi aksayan tek bir hasta dahi var mı?
Bu soruların cevabı “çalışmalar sürüyor” cümlesinin arkasına saklanamaz.
DEVLETİN KURALI VARSA HERKESE VAR
Denetim yapılmasına kimsenin itirazı olamaz.
Biyolojik materyal taşınması elbette ciddi kurallara tabi tutulmalıdır.
Ama devletin kuralı varsa bakanın oğluna da vardır, sokaktaki vatandaşa da.
Eğer Ercan’da bir siyasi yakınının embriyolarla yakalanmasının ardından apar topar onay belgesi hazırlandığı iddiası gerçek dışıysa, devlet çıkıp bunu belgeleriyle yalanlamalıdır.
Eğer doğruysa, o belgeyi kimin, hangi yetkiyle ve hangi saatte hazırladığı açıklanmalıdır. (Topuz Gazetesi)
Çünkü bugün Ercan’da bine yakın kan numunesi beklerken vatandaşa “prosedür” anlatanların, siyasi nüfuz sahipleri hakkında ortaya atılan iddialar karşısında sessiz kalma lüksü yoktur.
Vatandaşın kanına bir haftadır geçit vermeyen sistem, ayrıcalıklı kişilere gerçekten farklı mı çalışıyor?
Ercan’da bugün cevap bekleyen asıl soru budur.
Ve cevap yalnızca Sağlık Bakanlığı’ndan değil; Sivil Havacılık’tan, Ercan yönetiminden, ilgili havayollarından ve hükümetten bekleniyor.
Çünkü sağlık bürokrasinin insafına, hukuk da soyadına göre çalışamaz