Katar merkezli El Cezire’de yayımlanan bir analizde, ABD’nin uyguladığı “gece bombardımanı stratejisi” ele alındı. Analizde, hedeflerin tespit edilmesinin gündüz saatlerinde daha kolay olmasına rağmen, gelişmiş teknolojiye sahip hava kuvvetlerinin gece karanlığından önemli avantajlar sağlayabildiği belirtildi.
B-2 ve F-35 tipi savaş uçakları ile insansız hava araçlarında bulunan gece görüş ve kızılötesi termal görüntüleme sistemlerinin, ABD güçlerine karanlıkta hedef belirleme imkânı sunduğu ifade edildi. Askerî uzmanlar, İran’a ait araç ve ekipmanların yaydığı ısının gece saatlerinde çevreye kıyasla daha belirgin hâle geldiğini savundu.
Bu nedenle İran’ın geniş kapsamlı radar sistemlerini sürekli çalıştırmaktan kaçındığı, olası hava saldırılarını daha basit ve radar merkezlerinden uzakta bulunan cihazlarla tespit etmeye çalıştığı ileri sürüldü. Özellikle askerî araçların veya mühimmatların yerlerinin değiştirilmesi sırasında çalıştırılan motorların termal sistemler tarafından tespit edilebileceği kaydedildi.
Analizde gece saldırılarının psikolojik etkilerine de dikkat çekildi. Karanlıkta gerçekleştirilen bombardımanların İran birlikleri üzerinde baskı ve paniğe yol açabileceği, askerî hareketliliği sınırlandırabileceği değerlendirildi.
Orta Doğu’da gece saatlerinin Washington’da gündüze denk gelmesinin de operasyonların takibi ve koordinasyonu açısından ABD’ye kolaylık sağladığı belirtildi. Böylece askerî ve siyasi yetkililerin gelişmeleri çalışma saatleri içerisinde izleyebildiği ve kamuoyuna yönelik açıklamalarını daha rahat yapabildiği ifade edildi.
Söz konusu analizde, ABD’nin saldırılar için gece saatlerini seçmesinin rastgele bir tercih değil, teknolojik üstünlük, hedef tespiti, psikolojik baskı ve operasyonel koordinasyonu bir araya getiren askerî doktrinin parçası olduğu savunuldu. İran’ın ise bölgedeki ABD üslerini hedef alan saldırılarla yıpratma stratejisini sürdürdüğü öne sürüldü.
#ABD #İran #GeceSaldırıları #OrtaDoğu #AskeriStrateji