KIBRIS

Uyu*turucu Ağı Yeni Yöntemlerle Yayılıyor mu?

KKTC’de son günlerde art arda gündeme gelen uyu*turucu dosyalarına bir yenisi daha eklendi. Lefkoşa’da düzenlenen operasyonda, sentetik cannabinoid türü uyu*turucu madde içerdiğine inanılan kağıt parçalarıyla yakalanan iki zanlı mahkemeye çıkarıldı.

KKTC’de son günlerde art arda gündeme gelen uy*şturucu dosyalarına bir yenisi daha eklendi. Lefkoşa’da düzenlenen operasyonda, sentetik cannabinoid türü uyu*turucu madde içerdiğine inanılan kağıt parçalarıyla yakalanan iki zanlı mahkemeye çıkarıldı.

Mahkemeye aktarılan bilgilere göre, Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğü ekipleri, M.H.A.’nın tasarrufunda uyu*turucu olduğuna dair bilgi alması üzerine harekete geçti. Lefkoşa Göçmenköy’de yapılan aramada, sentetik cannabinoid türü uyu*turucu madde içerdiğine inanılan 4 adet kağıt parçası ele geçirildi.

Soruşturmanın genişletilmesiyle S.S.’nin de olayla bağlantısı olduğu tespit edildi. Küçük Kaymaklı’daki ikametgâhta yapılan aramada ise 3 adet benzer kağıt parçası bulundu.

Polis, iki zanlının ifadelerinde aralarında 10 bin TL toplayarak uyuşturuculu A4 kağıdı aldıklarını itiraf ettiklerini mahkemeye aktardı. Zanlılar hakkında 3 gün tutukluluk emri verildi.

Bu dosya, ülkede uyu*turucu tehlikesinin artık klasik yöntemlerin çok ötesine geçtiğini bir kez daha gösterdi. Uyu*turucu maddelerin kağıt ve benzeri materyaller üzerinden dolaşıma sokulduğu iddiaları, özellikle gençler ve aileler açısından alarm zillerini çaldırıyor.

Bugün sorulması gereken soru çok net: Çocuklarımızı bu zehirden nasıl koruyacağız? Okul çevrelerinde, sokaklarda, eğlence alanlarında ve gençlerin yoğun bulunduğu bölgelerde denetimler yeterli mi?

Uyu*turucuyla mücadele yalnızca yakalanan birkaç kişiyle sınırlı kalırsa bu bataklık kurutulamaz. Asıl mesele, bu maddelerin ülkeye nasıl girdiği, kimler tarafından dağıtıldığı ve gençlere hangi kanallarla ulaştırıldığıdır.

Devlet artık günü kurtaran açıklamalarla değil, sahada gerçek karşılığı olan sert ve sürekli denetimlerle hareket etmek zorundadır. Narkotik birimlerinin mücadelesi önemlidir ancak bu sorun yalnızca polis operasyonlarıyla çözülemez. Eğitim, aile, sosyal hizmetler, okul yönetimleri ve yerel idareler aynı masada birleşmek zorundadır.

KKTC’de uyu*turucu vakalarının artması, toplumun geleceğine yönelmiş açık bir tehdittir. Eğer bugün güçlü önlem alınmazsa, yarın yalnızca mahkeme salonlarında değil, ailelerin evlerinde de daha büyük acılar yaşanacaktır.