KIBRIS

Uy*şturucu kıskacında kaybolan gençlik

KKTC’de yasaklı madde kullanımı artık sadece bireysel bir sorun değil, toplumun tamamını tehdit eden büyük bir sosyal yara haline geldi.

Gençlerin bu bataklığın içine sürüklenmesi, ülkenin geleceğini karartan en ciddi tehlikelerden biri olarak büyüyor.

Bugün gelinen noktada birçok genç yasaklı madde kullanımı nedeniyle hem kendi hayatını karartıyor hem de ailesine ve çevresine büyük zarar veriyor. Madde bağımlısı haline gelen gençler, öfke kontrolünü kaybederek aile evlerini dağıtıyor, camları kırıyor, anne ve babalarına şiddet uyguluyor, mahallede korku yaratıyor.

En acı taraf ise annelerin yaşadığı çaresizlik. Sosyal hizmetler ve polis birçok olayda devreye girse de, anne “çocuğumdur” diyerek şikayetçi olmak istemiyor. Bir annenin evladını koruma içgüdüsü, çoğu zaman daha büyük bir felaketin kapısını aralıyor. Şikayet olmayan yerde polis de çoğu zaman yasal olarak eli kolu bağlı kalıyor.

Bugün Gazimağusa’da yaşanan olay da bunun en net örneklerinden biri oldu. Yine bir aile, yine bir bağımlılık vakası, yine çaresiz kalan kurumlar… Polis müdahale ediyor ama kalıcı çözüm üretilemiyor. Sosyal hizmetler devreye giriyor ama aile geri adım atıyor. Sonuç ise değişmiyor; zarar büyüyerek devam ediyor.

Uyuşturucu artık sadece kullananı değil, tüm evi zehirliyor. Bir annenin “evladımı koruyorum” düşüncesi, bazen komşusunun, bazen kardeşinin, bazen de kendi can güvenliğini tehdit eden bir tabloya dönüşüyor.

Bu mesele artık görmezden gelinecek bir sorun değildir. Aileler susmamalı, devlet daha sert adımlar atmalı, caydırıcı cezalar uygulanmalı ve özellikle gençleri bu bataklığa sürükleyen satıcılara karşı sıfır tolerans gösterilmelidir.

Çünkü bugün susulan her olay, yarının daha büyük bir felaketine dönüşüyor. Ve kaybedilen her genç, aslında bu ülkenin geleceğinden koparılan bir parçadır.