KIBRIS

Taçoy: AB’nin Kıbrıs Meselesindeki Konumu Sorgulanmalı

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili Hasan Taçoy, Avrupa Birliği’nin (AB) Kıbrıs meselesindeki tutumunun sorgulanması gerektiğini belirterek, uluslararası alanda daha aktif ve etkili bir politika izlenmesi çağrısında bulundu.

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili Hasan Taçoy, Avrupa Birliği’nin (AB) Kıbrıs meselesindeki tutumunun sorgulanması gerektiğini belirterek, uluslararası alanda daha aktif ve etkili bir politika izlenmesi çağrısında bulundu.

Hasan Taçoy Basın Ofisi’nden yapılan açıklamaya göre Taçoy, katıldığı bir televizyon programında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin AB üyeliğiyle birlikte güvenlik ve savunma alanında önemli kazanımlar elde ettiğini savundu.

Güney Kıbrıs’ın AB üyeliğinin ardından farklı bir sürecin başladığını ifade eden Taçoy, şunları söyledi:

“Güney Kıbrıs’ın AB’ye girişiyle çok farklı kapılar açıldı. Güvenlik ve savunma anlaşmaları kapsamında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, AB üyesi olarak farklı bir noktaya evrildi. ABD’nin uyguladığı silah ambargosunun kaldırılmasıyla silahlanmada yeni bir boyuta geçildi. Artık Rus silahlarıyla değil, NATO silahlarıyla donatılıyorlar. AB’nin SAFE programına dâhil edilerek bir anlamda NATO’nun arka kapısından içeri alındılar.”

Türkiye’nin yalnızca garantör ülke olmadığını, aynı zamanda 1959 anlaşmalarıyla Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kuran taraflardan biri olduğunu hatırlatan Taçoy; Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşunda Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin imzası bulunduğunu kaydetti.

Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın görmezden gelindiğini savunan Taçoy, Güney Kıbrıs’ın AB üyeliğinin ve SAFE programına dâhil edilmesinin Garanti ve İttifak Anlaşmaları’yla bağdaşmadığını ileri sürdü.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin İsrail, Fransa, ABD ve çeşitli ülkelerle ayrı askerî anlaşmalar yaptığına işaret eden Taçoy, bu gelişmelerin adadaki dengeleri olumsuz etkilediğini söyledi. Taçoy, söz konusu adımların kuruluş anlaşmalarını tek taraflı biçimde ortadan kaldıran, uluslararası hukuka aykırı uygulamalar olduğunu savundu.

“Kıbrıs Türk halkının esas sorgulaması gereken nokta budur” diyen Taçoy, şöyle devam etti:

“Rum Yönetimi müzakere masasına dönmese bile SAFE içerisindeki ilerleyişini sürdürecek. Peki, Kıbrıs Türk halkı ne yapacak? Güven yaratıcı önlemler yok, özlü konularda tartışma yok. Onlar masaya oturmadan kazanım elde ederken biz kaybediyoruz. Masaya oturmazsak çok şey kaybedeceğiz, oturursak da kaybetme ihtimalimiz var. Bu nedenle uluslararası toplumu uyandırmamız gerekiyor.”

Kıbrıs Türk tarafının gelişmeler karşısında yeni bir politika üretmek zorunda olduğunu vurgulayan Taçoy, yurt dışındaki temaslarında bu mesajları daha güçlü şekilde gündeme getireceğini belirtti.

“Kapıları aşındırmak, hatta yıkmak lazım. Zamanımız kısa ve bu nedenle ofansif bir çalışma yürütmeliyiz. Burada savunmada kalmak yerine uluslararası alanda aktif bir mücadele vermeyi tercih ederim” ifadelerini kullanan Taçoy, Türkiye’nin iki devletli çözüm politikasından vazgeçmediğinin de altını çizdi.

İki devletli yapının nasıl kurulacağının önem taşıdığını belirten Taçoy, müzakere sürecinde vatandaşların öncelikli kaygısının yönetim paylaşımından çok güvenlik ve savunma olduğunu söyledi.

Taçoy, “Vatandaşın asıl merak ettiği, güvenliğinin ne olacağıdır. Kıbrıs adasında bilmediği güçlerin eline teslim edilip edilmeyeceğini sorguluyor. Gördüğüm kadarıyla en temel meselelerin başında güvenlik geliyor” dedi.

#HasanTaçoy #KıbrısMeselesi #AvrupaBirliği #GüvenlikPolitikası #İkiDevletliÇözüm