KÜLTÜR SANAT

“Şalvarlı Picasso” Dünyaya Açıldı: Kömürden Boya, Saçından Fırça Yaptı

“Şalvarlı Picasso” olarak tanınan Ayfer Bozkurt’un, çocukluk yıllarında yanmış odun parçaları ve kömür atıklarıyla başlayan resim tutkusu, bugün kişisel sergilere ve yetiştirdiği öğrencilere uzanan ilham verici bir sanat yolculuğuna dönüştü.

“Şalvarlı Picasso” olarak tanınan Ayfer Bozkurt’un, çocukluk yıllarında yanmış odun parçaları ve kömür atıklarıyla başlayan resim tutkusu, bugün kişisel sergilere ve yetiştirdiği öğrencilere uzanan ilham verici bir sanat yolculuğuna dönüştü.

İmkânsızlıklar içinde resim yapma hayalinden vazgeçmeyen Bozkurt, kâğıt bulamadığında yazılı sayfaların arka yüzlerini kullandı, boya yerine otlardan renk elde etti. Fırçası olmadığında ise kendi saç tellerinden ve hayvanların kuyruk kıllarından fırça yaptı.

1979 yılında Ankara’nın Kahramankazan ilçesine bağlı Tekke Köyü’nde dünyaya gelen Ayfer Bozkurt’un hayatı, küçük yaşlardan itibaren resimle şekillendi. İlkokulun ardından eğitimine devam edemeyen Bozkurt, yıllar sonra yeniden okul sıralarına döndü. Ortaokul, lise ve üniversite eğitimini 25 yaşından sonra tamamlayan Bozkurt, bugün Kahramankazan Mahalle Kültür Evlerinde resim öğretmeni olarak gençlere sanat eğitimi veriyor.

“Yanmış odun parçalarıyla resim yapıyordum”

Kendini bildiği günden bu yana resim yaptığını belirten Bozkurt, köy yaşamındaki maddi imkânsızlıklara, yoğun iş temposuna ve çevre baskısına rağmen bulduğu her fırsatta resim yapmaya çalıştığını anlattı.

Bozkurt, yaşadıklarının bugünün şartlarıyla değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, o dönem köyde yaşayan küçük bir kız çocuğunun resimle ilgilenmesinin sıra dışı ve gereksiz bir uğraş olarak görüldüğünü söyledi.

İlkokul öğretmeninin yeteneğini fark ettiğini ifade eden Bozkurt, resimlerinin okulun resim köşesinde sergilendiğini ve müfettişlerden büyük beğeni topladığını dile getirdi. Ancak resme fazla zaman ayırmaya başlamasının ardından bu ilgisinin çevresi tarafından hoş karşılanmadığını belirtti.

Bozkurt, “Köyde sabahın erken saatlerinden gece geç saatlere kadar yapılacak işler olurdu. Resim yapmak aykırı bir eylem gibi algılanıyordu. Üstelik bir kız çocuğu, işler beklerken yanmış odun parçaları ve kömür atıklarıyla resim yapmaya çalışıyordu” dedi.

“Resim yaparken kendimi dünyadan soyutluyorum”

Çocukluk yıllarında çevresindeki insanları, doğayı ve yaşanan olayları sürekli gözlemlediğini belirten Bozkurt, hafızasında yer edinen bu görüntülerin bugün yaptığı resimlerin temelini oluşturduğunu söyledi.

Şarkı sözlerinden, çiçeklerden, insanların yüz ifadelerinden ve günlük yaşamda karşılaştığı her ayrıntıdan ilham aldığını anlatan Bozkurt, resim yapmanın kendisini dinlendirdiğini ifade etti.

Bozkurt, kendisini etkileyen olayları ve duyguları zihninde bir kompozisyona dönüştürdükten sonra bazen soyut, bazen somut, kimi zaman da her iki anlatım biçimini aynı tabloda kullanarak resmettiğini kaydetti.

Sanat eğitimi almadan kendisini geliştirmenin zorluklarına da değinen Bozkurt, doğuştan gelen yeteneğini gözlemleri ve resme duyduğu tutkuyla birleştirerek bu engelleri aşmaya çalıştığını söyledi. Televizyonda yayımlanan Bob Ross’un “Resim Sevinci” programının gelişiminde önemli katkısı olduğunu belirten Bozkurt, tanınmaya başladıktan sonra deneyimli ressamların tavsiyelerinden de faydalandığını ifade etti.

Kendisini geliştirmek için hâlâ uzun bir yolunun bulunduğunu vurgulayan Bozkurt, “İnsanın her alanda kendisini geliştirmesinin sonu ve sınırı yoktur” dedi.

#AyferBozkurt #ŞalvarlıPicasso #Sanat #BaşarıHikâyesi #Kahramankazan