İsmail, kamuoyunda tartışma yaratan bazı mahkeme kararlarını örnek göstererek, ceza adaletinde eşitlik ilkesinin zedelendiği yönünde oluşan algıya dikkat çekti. Rüşvet, sahte diploma, kamu arazilerinin peşkeş çekilmesi ve büyük kamu zararı iddialarıyla gündeme gelen dosyalarla, daha düşük meblağlı suçlar ya da bireysel vakalar arasında verilen cezaların kıyaslandığını belirten İsmail, toplum vicdanında soru işaretleri oluştuğunu ifade etti.
2017’deki KIBTEK ihalesiyle ilgili dava sürecine, trafik kazalarındaki cezalara ve mali suçlara ilişkin bazı mahkeme kararlarına değinen İsmail, benzer suçlar arasında ceza dengesinin kamuoyunda sorgulandığını vurguladı. Özellikle yüksek meblağlı rüşvet ve yolsuzluk iddialarının dokunulmazlık zırhı arkasında kaldığı yönündeki eleştirilerin yaygınlaştığını kaydetti.
“Cezasız suç olmaz” diyen İsmail, suç işleyen herkesin hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini belirtirken, adaletin kişiye, statüye veya güce göre değişmemesi gerektiğinin altını çizdi. Yargı kararlarının kamuoyunda güven ve saygı üretmesi gerektiğini ifade eden İsmail, aksi halde eşitsizlik algısının güçleneceğini dile getirdi.
Yargının bağımsızlığının önemine işaret eden İsmail, bunun eleştiriden muaf olduğu anlamına gelmemesi gerektiğini savundu. Kamuoyu tepkilerinin dikkate alınmasının, yargıya olan güvenin korunması açısından önemli olduğunu belirten İsmail, “Adalet devletin ve güçlü toplumun temelidir” ifadelerini kullandı.
Yazısının sonunda yargının en güvenilir kurum olarak kalmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan İsmail, başta Başsavcılık olmak üzere tüm yargı organlarının bu sorumluluğun bilinciyle hareket etmesi gerektiğini ifade etti.