Ülkenin ciddi bir yönetim krizi içinde olduğunu savunan Şahali, mevcut hükümetin halkın sorunlarından koptuğunu ve siyasal meşruiyetini yitirdiğini söyledi.
Şahali, erken seçim önerisinin Meclis’te reddedilmesini hatırlatarak, bunun hükümetin seçimden kaçma niyetini açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. Ülkede yaşanan gelişmelerin olağan koşullarla açıklanamayacağını vurgulayan Şahali, gelinen noktada erken seçim değil, çoktan yapılması gereken bir seçimden söz edildiğini dile getirdi.
Hükümetin kuruluş sürecinin şeffaf olmadığını savunan Şahali, halkın ve seçmenin iradesinin hiçe sayıldığını öne sürdü. Mevcut yapının dış yönlendirmelerle şekillendiğini iddia eden Şahali, bu durumun demokratik iradeye zarar verdiğini belirtti.
Anayasa referandumunun seçim sürecini geciktirmek için gerekçe olarak kullanıldığını savunan Şahali, referandumun seçimden kaçış aracı olamayacağını söyledi. Yargı düzenlemeleriyle ilgili bir konuda, halkın iradesine rağmen görevde olan bir hükümetin onay aramasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Hükümetin yargı süreçlerine müdahale ettiğini ileri süren Şahali, dokunulmazlıkların kaldırılmasına yönelik taleplerin reddedilmesini sert sözlerle eleştirdi. “Alnımız ak” söyleminin yargı önündeki engellemelerle çeliştiğini savunan Şahali, kamuoyuna açıklanmayan görevden almaların da ciddi soru işaretleri yarattığını dile getirdi.
Başbakan hakkında kamuoyuna yansıyan iddialara da değinen Şahali, bu iddiaların ciddiyetle ele alınması gerektiğini söyledi. Yargının önünün kapatılmasının, iddiaların üzerinin örtülmesi anlamına geldiğini savundu.
Konuşmasının sonunda seçim çağrısını yineleyen Şahali, ülkede kurulması gereken ilk sandığın seçim sandığı olduğunu vurguladı. Mevcut hükümetin süresini doldurduğunu belirten Şahali, toplumsal iradenin daha fazla ertelenmemesi gerektiğini ifade etti.