Hakkında mahkeme tarafından verilmiş kesinleşmiş Mecburi Satış Emri bulunmasına rağmen satış sürecinin ilerlememesi, kamuoyunda “Süreci kim durduruyor?” sorusunu gündeme getiriyor.
Yıllardır süren mali sorunlar ve ortaklar arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle tamamlanamayan bina zamanla büyük bir güvenlik ve kamu sağlığı sorununa dönüştü. Mahkeme kararıyla satış yolunun açılmış olmasına rağmen ilgili sürecin hayata geçirilmemesi, alacaklıların haklarını da belirsizlik içinde bırakıyor.
Binadan alacağı bulunan kişi ve kurumların uzun süredir paralarını tahsil edemediği belirtilirken, kullanılmayan yapı her geçen gün daha da harap hale geliyor. Bölgedeki esnaf ve vatandaşlar ise binanın giderek tehlikeli bir noktaya dönüştüğünü ifade ediyor.
Bina içerisinde çok sayıda ilaç kutusu, boş alkol şişeleri ve çeşitli atıkların bulunduğu görülüyor. Çevrede yaşayanlar, yapının zamanla evsizlerin ve suç unsurlarının barınma alanına dönüştüğünü, özellikle akşam saatlerinde bölgeden geçmekten çekindiklerini dile getiriyor.
Uzun süredir atıl durumda olan yapının hem şehir estetiğini hem de kamu güvenliğini olumsuz etkilediği belirtilirken çözüm için iki seçenek öne çıkıyor. Bunlardan ilki mahkeme kararının uygulanarak binanın açık artırma yoluyla satılması. Diğer seçenek ise kamu yararı gözetilerek devlet tarafından istimlak edilmesi ve binanın farklı bir kamu hizmeti için değerlendirilmesi.
Başkentte uzun süredir tartışılan bu yapı için yetkililerin nasıl bir adım atacağı merak edilirken gözler şimdi İçişleri Bakanlığı’nın sürece ilişkin alacağı karara çevrilmiş durumda. Kamuoyunda ise aynı soru soruluyor: Mahkeme kararına rağmen satış sürecinin ilerlemesini engelleyen sebep nedir?