KKTC genelinde son yıllarda mantar gibi türeyen, "lüks yaşam" ve "projelendirilmiş arsa" vaatleriyle süslenen dev ilan panolarının arkasından büyük bir dram ve organizasyon çıktı. Yatırımcıların binbir umutla ve büyük paralarla dahil olduğu projeler, temel altyapı hizmetlerinden bile mahrum şekilde yükseliyor ya da tamamen yarım kalıyor.
Lüks Binalar Var; Yol, Su, Elektrik Yok!
Bölgedeki acı gerçek, inşaat firmalarının sunduğu parlak kataloglarla taban tabana zıt. Tamamlandığı iddia edilen veya satışı devam eden projelerin çevresinde ne düzgün bir yol, ne içme suyu hattı ne de elektrik altyapısı bulunuyor. "Altyapı yok yok" diyerek isyan eden mağdurlar, göz göre göre bir hayal satışı girdabına çekildiklerini belirtiyor. Yapılan onca yatırıma ve toplanan milyonlarca sterline rağmen bu ödemelerin nereye "buhar olduğu" ise gizemini koruyor.
Sözleşmeler İptal, Yatırımcılar Deport Ediliyor!
Skandalın en karanlık yüzü ise hukuksal boyutta yaşanıyor. Haklarını aramak, tapularını almak veya paralarının hesabını sormak isteyen yabancı yatırımcılar, bir süre sonra kendilerini akılalmaz bir sistemin içinde buluyor. Edinilen bilgilere göre, resmi sözleşmeler tek taraflı veya usulsüz şekilde iptal ediliyor, ödemelerin üzerine yatılıyor. Sesini yükselten veya yasal yollara başvurmaya çalışan yabancı yatırımcılar ise çeşitli gerekçelerle deport (sınır dışı) ediliyor.
Sistem Kimlerin Lehine Kuruldu ve Devam Ediyor?
Yaşanan bu mağduriyetler, akıllara tek bir soruyu getiriyor: Bu sistem kimlerin lehine kuruldu ve kimlerin koruması altında devam ediyor? Gizli ortakların, paravan şirketlerin ve arkası sağlam figürlerin rol oynadığı iddia edilen bu "indiragandi" düzeninde; devletin denetim mekanizmalarının neden sessiz kaldığı merak konusu. Yatırım cenneti olarak pazarlanan KKTC'nin adının bu tarz emlak vurgunlarıyla anılması, ülkenin uluslararası imajına da darbe vuruyor.
Mağdurlar yetkililerden ve yargıdan acil müdahale beklerken, bu büyük çarkın dişlileri arasında daha kaç yatırımcının ezileceği ise büyük bir soru işareti.