Ama hemen yanı başımızda, Haspolat’ta tam 48 saattir zaman durmuş durumda.
İki gün... Dile kolay. Modern çağda, teknolojinin zirvesinde olduğumuzu iddia ettiğimiz 2026 yılında, bir bölge halkı tam iki gündür orta çağ karanlığına mahkûm edilmiş vaziyette. Üstelik bu karanlık sadece görsel bir zifirilik değil; içinde açlık, susuzluk ve en acısı da ölüm korkusu barındırıyor.
Buzdolabı Boşalır, Ya Yaşam Destek Cihazları?
Halktan gelen feryatları duyuyor musunuz? İnsanlar, binbir emekle, binlerce lira dökerek doldurdukları buzdolaplarının birer "çöp kutusuna" dönüşmesini izliyor. Hayat pahalılığının bel büktüğü şu günlerde, bir ailenin bir haftalık rızkının göz göre göre çürümesi sadece ekonomik bir zarar değil, bir sosyal yıkımdır.
Ama durun, durum bundan çok daha vahim! Haspolat’ta sadece etler, sütler kokmuyor; insan hayatı can çekişiyor. Bölgede evde bakım gören, yaşamak için bir fişe, bir prize, bir elektrik akımına muhtaç olan hastalar var. Oksijen cihazına bağlı bir yaşlımızın, bataryası tükenirken yaşadığı o panik dolu nefes darlığını hangi makam koltuğu teselli edebilir? Bir canın bedeli, hangi arıza bahanesinin arkasına sığınabilir?
Elektrik Yoksa Hayat da Yok
Haspolat sakinleri haykırıyor: "Sularımız akmıyor!" Çünkü suyun musluğa ulaşması için gereken o küçük pompa, elektrik bekliyor. İnsanlar temizliğe, hijyene, bir yudum suya hasret kalmış durumda. Elektriğe bağlı bir yaşam zincirinin halkaları tek tek kopuyor.
Hükümete ve Yetkililere Açık Soru
Buradan hükümet yetkililerine ve elektrik kurumunun sorumlularına soruyoruz:
Haspolat bu ülkenin haritasından silindi mi?
Arızayı gidermek için birilerinin hayatını kaybetmesi mi gerekiyor?
Vatandaşın bozulan yiyeceğinden, çekilen susuzluktan ve en önemlisi hastaların yaşadığı o korku dolu saatlerden kim sorumlu?
Siyaset; sadece seçim zamanı kapı çalmak değil, böyle bir kriz anında halkın kapısındaki karanlığı aydınlatabilmektir. Haspolat’taki bu "enerji krizi" artık teknik bir mesele olmaktan çıkmış, bir insan hakları ihlaline dönüşmüştür.
Yetkililere çağrımızdır: O koltukların asıl sahibi olan halkın feryadına kulak tıkamayı bırakın. Haspolat’a sadece elektrik değil; devletin varlığını, güvenini ve vicdanını geri verin.
Çünkü karanlık uzadıkça, sadece ampuller değil, halkın size olan güveni de bir daha yanmamak üzere sönüyor.
Haspolat’ta Karanlık Sadece Işıkları Değil, Vicdanları da Söndürdü!
Bir düşünün; dışarıda hayat akıyor, bir yerlerde klimalar çalışıyor, birileri akşam yemeği için ocağın altını yakıyor.
Bunlar da ilginizi çekebilir