Başbakan Ünal Üstel, Esentepe’de düzenlenen KKTC Gayrimenkul Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Doğu Akdeniz’in yükselen yatırım merkezlerinden biri haline geldiğini söyledi.
Gayrimenkul sektörünü ekonominin lokomotiflerinden biri olarak nitelendiren Üstel, hükümetin önceliğinin yatırımcıya güven veren, öngörülebilir ve istikrarlı bir ekonomik ortam oluşturmak olduğunu belirtti. Üstel, “Güven varsa yatırım vardır, istikrar varsa büyüme vardır” ifadelerini kullandı.
Başbakan, Yeni Ercan Havalimanı, yol yatırımları, sağlık projeleri, enerji, su, elektrik ve dijital altyapı çalışmalarını örnek göstererek, hükümetin ülkeyi gelecek 50 yıla hazırladığını savundu.
Ancak ülkede gayrimenkul ve inşaat sektörü büyürken, kamuoyunun sorduğu sorular da giderek ağırlaşıyor. Yükselen konut fiyatları, yabancı alımlar, plansız yapılaşma, altyapı yetersizlikleri, trafik yükü, çevre tahribatı ve yerel halkın barınma sorunu ortadayken yalnızca “yatırımcı güveni” üzerinden yapılan açıklamalar toplumun tüm kesimlerini tatmin etmiyor.
Üstel, KKTC’nin hukuk devleti olduğunu ve mülkiyet konusunda etkili iç hukuk mekanizmalarına sahip bulunduğunu vurguladı. Ancak özellikle mülkiyet, imar izinleri, yüksek katlı yapılaşma ve kıyı bölgelerindeki projelerle ilgili tartışmalar devam ederken, hükümetin bu alanlarda daha şeffaf, daha denetlenebilir ve daha hesap verebilir bir politika ortaya koyması bekleniyor.
Gayrimenkul sektörü elbette ekonomiye katkı sağlar. Ancak kontrolsüz büyüme, yalnızca yatırımcıyı değil; bu ülkede yaşayan vatandaşı, doğayı, altyapıyı ve gelecek nesilleri de doğrudan etkiler.
Asıl mesele şudur: KKTC gerçekten planlı, sürdürülebilir ve halkın yararına bir yatırım merkezi mi oluyor, yoksa rantın hızına yetişemeyen, altyapısı zorlanan, yerel halkı kendi ülkesinde ev sahibi olmakta zorlanan bir yapıya mı sürükleniyor?
Başbakan Üstel yatırımcılara “Siz kazandıkça ülkemiz kazanacak” mesajı verdi. Kamuoyu ise şimdi şu sorunun cevabını bekliyor: Ülke kazanırken halk da kazanıyor mu?