Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) ekonomik sürdürülebilirliği, dış dünyaya açılan yegane kapısı olan Ercan Havalimanı’nın erişilebilirliği ile doğrudan bağlantılıdır. Bugün adaya ulaşım maliyetlerinin geldiği nokta, maalesef hem turizm lokomotifimizi hem de yükseköğretim sektörümüzü ciddi şekilde baskılamaktadır. Kıbrıs uçuşlarını bir lüks olmaktan çıkarmak ve bilet fiyatlarında kalıcı bir rahatlama sağlamak adına, sivil havacılığın mevcut dinamiklerini rasyonel bir yaklaşımla yeniden ele almak mecburiyetindeyiz.
Bu bağlamda, Ercan merkezli uçuşlarda maliyetleri %50’ye varan oranda optimize edebilecek, hukuki zemini sağlam ve ezber bozan bir strateji modeli oluşturulabilir.
SİVİL HAVACILIKTA BAŞARILI BİR EMSAL: "BATUM MODELİ"
Önerdiğim bu vizyon, sivil havacılık literatüründe ilk kez denenecek bir teoriden ibaret değildir; aksine uluslararası hukukta rüştünü ispat etmiş somut bir emsale dayanmaktadır: Batum Havalimanı Örneği.
Türkiye ile Gürcistan arasında geçmişte hayata geçirilen özel anlaşma uyarınca Batum Havalimanı, coğrafi olarak sınır ötesinde bulunmasına rağmen, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin (Artvin/Hopa) bir iç hat limanı gibi işletilebilmiştir. Bu akıllıca kurgulanan model sayesinde; havalimanı vergileri, yer hizmetleri ve operasyonel giderler iç hat seviyesine çekilmiş, yolculara %50’ye varan bir maliyet avantajı sağlanmıştır.
Uluslararası ortak kullanım ve maliyet optimizasyonuna dayanan bu emsal yapının, benzer bir idari ve mali protokolle Ercan Havalimanı için de uyarlanabileceği kanaatindeyim.
"ÖZEL STATÜLÜ İÇ HAT KONTROL ALANI" FORMÜLÜ NASIL İŞLEYEBİLİR?
Ercan Havalimanı, Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanacak özel bir protokol kapsamında mali ve idari açıdan bir "Özel Statülü İç Hat Kontrol Alanı" olarak kurgulanabilir. Bu stratejik adım, bir uçak biletinin fiyatını oluşturan üç temel maliyet kaleminde radikal bir rahatlama alanı sunmaktadır:
JET YAKITINDA İÇ HAT BAREMİ POTANSİYELİ: Havayolu şirketlerinin en büyük gider kalemi olan Jet-A1 yakıtı, Ercan uçuşlarında mevcut durumda "dış hat" statüsünde vergilendirilmektedir. Kurulabilecek yeni bir mekanizmayla, Türkiye-Ercan hattında uçacak uçaklara sağlanan jet yakıtı, özel teşvikler ve fon muafiyetleriyle Türkiye’deki iç hat seviyelerine çekilebilir.
HAVALİMANI VERGİLERİ VE YER HİZMETLERİNİN REVİZYONU: Yolculardan tahsil edilen Alan Kontrol, Yolcu Servis ve Gümrük vergilerinin yanı sıra uçakların iniş-kalkış, park ve terminal hizmet bedelleri, döviz bazlı uluslararası tarifelerden arındırılarak Türk Lirası bazlı iç hat seviyesine uyarlanabilir.
TAVAN FİYAT MEKANİZMASI: Türkiye iç hat uçuşlarında tüketiciyi koruyan tavan fiyat sınırlaması, bu özel protokolün sağladığı hukuki şemsiye sayesinde Ercan uçuşlarına da yansıtılabilir.
SİSTEMİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ İÇİN DENETİM KRİTERLERİ
Böyle bir teşvik ve maliyet optimizasyonu modelinin, havayolu şirketleri için sadece bir "maliyet avantajı alanına" dönüşmesini engellemek ve sağlanan faydanın doğrudan halkın cebine yansımasını güvence altına almak adına, yasal mevzuata bazı esnek kontrol mekanizmalarının dahil edilmesi gerektiği düşüncesindeyim.
Bu kapsamda; teşviklerden yararlanacak şirketlerin uçak koltuk kapasitelerinin belirli bir oranını (örneğin %70’ini) avantajlı fiyat bareminde tutması, sadece yüksek sezonda değil kış tarifesinde de adayı yalnız bırakmayacak şekilde belirli bir sefer sürekliliği taahhüt etmesi planlanabilir. Bu operasyonel kriterlere uyulmaması durumunda ise sözleşmesel veya idari müeyyidelerin (muafiyetlerin askıya alınması gibi) caydırıcı birer kontrol unsuru olarak mevzuatta yer alması, mali yönden ağır cezai şartlar getirilmesi,sistemin istismar edilmesini önlemek adına önem arz etmektedir.
ULUSLARARASI HUKUK, ICAO / IATA STATÜSÜ VE MEVCUT GERÇEKLİK
Bu model tartışılırken en hassas olunması gereken nokta, şüphesiz Ercan Havalimanı'nın uluslararası hukuki statüsüdür. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) ve Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) mevcut siyasi konjonktür nedeniyle KKTC’yi ve Ercan’ı resmi olarak tanımamaktadır. Esasen bu hukuki gerçeklik, önerdiğim modelin önünde bir engel teşkil etmemekte; aksine meşruiyet zeminini oluşturmaktadır.
Ercan Havalimanı, kurulduğu günden bu yana zaten uluslararası uçuş ağlarına Türkiye Cumhuriyeti sivil havacılık şemsiyesi altından, adeta "Türkiye’nin bir iç hat uçuş uzantısı" gibi kodlanarak bağlanmaktadır. Hava sahası kullanımı ve teknik deklarasyonlar hâlihazırda Türkiye üzerinden yürütülmektedir.
Dolayısıyla, önerdiğim bu yeni yaklaşım Ercan’ın uluslararası kimliğine, mevcut yasal statüsüne veya KKTC’nin egemenlik haklarına en ufak bir halel getirmemektedir. Bu proje bir "devir" veya "statü değişikliği" değildir. Bilakis, zaten 50 yıldır sivil havacılıkta fiilen yürürlükte olan mali ve teknik gerçekliğin, yolcuların lehine dönüştürüleceği bir maliyet optimizasyonu tasarısıdır.
SONUÇ
Batum örneğinde rüştünü ispatlamış bu yaklaşım, doğru idari adımlar ve suistimale kapalı denetim mekanizmalarıyla kurgulandığı takdirde, KKTC ekonomisinin can damarları olan turizm ve yükseköğretim sektörlerine can suyu olabilecek niteliktedir. Formülün mantıksal ve teknik zemini üzerine düşünmek, adanın geleceği adına atılacak vizyoner bir adım olacaktır.