"Taşınmaz Mal Komisyonu Varken Cezai Süreçler Neden?"
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından etkin bir iç hukuk yolu olarak tanınan Taşınmaz Mal Komisyonu’nun varlığına dikkat çekildi. GKRY'nin hukuki çözüm mekanizmalarını devre dışı bırakarak; cezai süreçler, Avrupa Tutuklama Müzekkeresi ve INTERPOL gibi araçları kullanmasının, "samimiyetsizliğin en somut tezahürü" olduğu vurgulandı.
"Sistematik Bir Baskı Politikası"
KKTC’de yasalara uygun şekilde yaşayan, çalışan ve yatırım yapan yerli ve yabancı yatırımcıların hedef alındığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"GKRY’nin önceliği mülkiyet meselesine hukuki çözüm üretmek değil; konuyu Kıbrıs Türk halkının refahını ve geleceğini tehdit eden, siyasi ve ekonomik bir baskı aracına dönüştürmektir."
BM’nin "Tarihi Fırsat" Söylemine Eleştiri
Bakanlık, mevcut statükoyu lehine kullanmaya çalışan bu anlayışla bir sonuca varılamayacağının altını çizdi. Bu şartlar altında, BM Genel Sekreteri Guterres ve Kişisel Temsilcisi Holguin’in "tarihi fırsat" söylemlerinin gerçekçi bir temele dayanmadığı savunuldu.
"Statü Eşitliği Olmadan Başarı Mümkün Değil"
Açıklamanın sonunda, onurlu bir duruş sergileyen Kıbrıs Türk halkını cezalandırmaya yönelik hiçbir girişime fırsat verilmeyeceği belirtilerek, "Adadaki iki tarafın statü eşitliği sağlanmadığı sürece hiçbir sürecin başarı şansı yoktur" ifadesiyle net bir duruş sergilendi.