Cumhuriyet Halk Partisi’nin 103 yıllık tarihinde yaşanan ayrışmalar; ideolojik farklılıklar, liderlik mücadeleleri ve Türkiye’nin nasıl dönüştürülmesi gerektiğine ilişkin görüş ayrılıklarından kaynaklandı. CHP’den kopan kadroların kurduğu partiler, zaman zaman yalnızca merkez solu değil, Türkiye’nin bütün siyasi yapısını etkiledi.
İlk ayrışmalar Cumhuriyet’in kuruluş döneminde başladı
Mustafa Kemal Atatürk tarafından 9 Eylül 1923’te Halk Fırkası adıyla kurulan CHP’nin siyasi kökleri, 1919’daki Sivas Kongresi’ne ve Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne kadar uzanıyor.
Parti henüz resmi olarak kurulmadan önce, 1921 yılında Birinci Grup ve İkinci Grup adıyla iki farklı siyasi eğilim ortaya çıktı. Mustafa Kemal’in öncülük ettiği Birinci Grup daha köklü ve hızlı değişimleri savunurken, İkinci Grup daha muhafazakâr ve aşamalı bir dönüşümden yanaydı.
CHP içerisinden doğan ilk önemli muhalefet hareketi ise 17 Kasım 1924’te kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası oldu. Kâzım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay ve Adnan Adıvar gibi Milli Mücadele’nin önemli isimleri, Cumhuriyet devrimlerinin uygulanma biçimine ve yönetimin merkezileşmesine yönelik eleştirilerle CHP’den ayrıldı.
Türkiye’nin ilk muhalefet partisi olarak kabul edilen Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Şeyh Sait İsyanı’yla ilişkilendirilmesinin ardından 5 Haziran 1925’te Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı.
İkinci muhalefet girişimi olan Serbest Cumhuriyet Fırkası ise 12 Ağustos 1930’da Ali Fethi Okyar tarafından Atatürk’ün isteğiyle kuruldu. Ekonomik kriz ve hükümete yönelik muhalefetin merkezi hâline gelen parti, kuruluşundan birkaç ay sonra kendisini feshetti.
Demokrat Parti’nin kuruluşu siyasetin yönünü değiştirdi
CHP tarihindeki en önemli kopuşlardan biri, 7 Ocak 1946’da Demokrat Parti’nin kurulmasıyla yaşandı. Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü’nün CHP’den ayrılarak kurduğu DP, Türkiye’nin çok partili siyasi hayata geçişinde belirleyici rol oynadı.
1946 seçimleri açık oy, gizli tasnif yöntemi ve iktidar baskısı iddiaları nedeniyle tartışılırken, 14 Mayıs 1950 seçimlerinde iktidar barışçıl biçimde el değiştirdi. Yüzde 53 oy alan Demokrat Parti iktidara gelirken, CHP uzun yıllar sonra muhalefete düştü.
DP’nin 10 yıllık iktidarı, 27 Mayıs 1960 askeri darbesiyle sona erdi.
“Ortanın solu” tartışması yeni kopuşlar doğurdu
CHP, 1965 seçimlerindeki yenilginin ardından kendisini daha belirgin biçimde sol çizgide konumlandırmaya başladı. Bülent Ecevit’in temsil ettiği “ortanın solu” anlayışının parti yönetiminde güç kazanması, CHP içerisindeki daha muhafazakâr ve merkez sağa yakın isimlerin tepkisine neden oldu.
Turan Feyzioğlu liderliğindeki bir grup, CHP’nin fazla sola kaydığı eleştirisiyle 1967’de partiden ayrılarak Güven Partisi’ni kurdu. Bu ayrışmanın arkasında ideolojik görüş farklılıklarının yanı sıra İsmet İnönü sonrasında parti liderliğini kimin üstleneceğine ilişkin mücadele de bulunuyordu.
12 Mart 1971 Muhtırası’nın ardından İnönü ile Ecevit arasında yeni bir görüş ayrılığı yaşandı. İnönü askeri yönetime karşı daha temkinli bir tutum benimserken Ecevit, muhtıranın solun yükselişini ve CHP’nin ortanın solu politikasını hedef aldığını savundu.
Parti içindeki mücadeleyi kazanan Ecevit, 14 Mayıs 1972’de CHP Genel Başkanı seçildi. Ecevit’e muhalefet eden ve “Göbekçiler” olarak anılan grup ise Kemal Satır’ın liderliğinde Cumhuriyetçi Parti’yi kurdu. Parti daha sonra Güven Partisi ile birleşerek Cumhuriyetçi Güven Partisi adını aldı.
12 Eylül sonrasında merkez sol üçe bölündü
12 Eylül 1980 askeri darbesiyle CHP dâhil bütün siyasi partiler kapatıldı. Siyasi hayata kontrollü dönüş sürecinde merkez solda üç ayrı yapı ortaya çıktı.
Necdet Calp liderliğindeki Halkçı Parti, Erdal İnönü liderliğindeki Sosyal Demokrasi Partisi ve Rahşan Ecevit tarafından kurulan Demokratik Sol Parti, CHP’nin siyasi mirasına talip oldu.
Halkçı Parti ile SODEP, 1985 yılında birleşerek Sosyaldemokrat Halkçı Parti’yi oluşturdu. DSP ise Bülent Ecevit’in liderliğinde faaliyetlerini sürdürdü.
Siyasi yasakların kaldırılmasının ardından CHP, 9 Eylül 1992’de yeniden açıldı ve Deniz Baykal partinin yeni dönemdeki ilk genel başkanı oldu. Böylece merkez solda CHP, SHP ve DSP olmak üzere üç farklı siyasi yapı ortaya çıktı.
Merkez sağ ve merkez soldaki parçalanmışlığın, 1990’lı yıllarda Refah Partisi’nin yükselişine ve Türkiye’nin bugünkü siyasi dengelerinin oluşmasına önemli ölçüde katkı sağladığı değerlendirildi.
2000’li yıllarda yeni partiler kuruldu
CHP, 2002 genel seçimlerinde Meclis’e girebilen tek muhalefet partisi oldu. Deniz Baykal’ın 2010 yılında istifa etmesinin ardından Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlığa seçildi.
Kılıçdaroğlu döneminde CHP’den ayrılan Emine Ülker Tarhan, 2014’te Anadolu Partisi’ni kurdu. Muharrem İnce 2021 yılında Memleket Partisi’ni oluştururken, Mustafa Sarıgül de 2020’de Türkiye Değişim Partisi’ni kurdu.
Bu kopuşların bir bölümü liderlik mücadelesinden, bir bölümü ise CHP’nin ideolojik yönelimine ilişkin tartışmalardan kaynaklandı. Parti içi muhalefetin hareket alanının daralması da yeni parti girişimlerinin önemli gerekçelerinden biri olarak gösterildi.
Son ayrışmada yargı süreci öne çıktı
Metinde aktarılan son gelişmelerde ise CHP tarihindeki önceki ayrışmalardan farklı olarak yargı kararının belirleyici olduğu ileri sürüldü. Kemal Kılıçdaroğlu’nun mutlak butlan kararıyla yeniden genel başkanlığa getirilmesinin ardından Özgür Özel’in 91 milletvekiliyle Yeni Parti’yi kurduğu belirtildi.
Bu gelişmenin, CHP’nin iç tartışmalarının ilk kez bu ölçüde yargı süreci üzerinden şekillenmesi nedeniyle Türkiye siyasi tarihinde farklı bir konumda olduğu değerlendiriliyor.
31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Özgür Özel’in liderliğinde 1977’den bu yana ilk kez ülke genelinde birinci parti konumuna yükselen CHP ile Yeni Parti’nin olası bir seçimde gösterecekleri performansın, merkez solun geleceğini ve Türkiye siyasetindeki güç dengelerini doğrudan etkilemesi bekleniyor.
#CHP #SiyasiTarih #YeniParti #TürkSiyaseti #CumhuriyetHalkPartisi